Risâle-i Nur nedir ?

İnsanlığın Kültür Tarihinde edebiliği,belağatı, fesahatı,zengin dili bakımından, doruk noktalara ulaşmış binlerce eser arasında , türünün ilk örneği ve en zengini, İnsanlığın ilim  tarihinde, kaleme alınmış olunan en çok okunan kitaplar arasında, en çok okunanı ve akılları ve gönülleri  hızla etkileyen eseri ,yüzyılımızda yazılan eserler içinde ,sadece bu zamanı değil, 1500 yıllık zamanı içine alan ve gelecek asra da seslenen , hurafeleri ve dinde olmayan her şeyi izale eden , hiç bir meseleyi muallakta bırakmayıp izhar eden ve en derin kapalı konulara herkesin anlayacağı biçimde inen ve açan en tesirli kitabı ve islam tarihinde naklicilikten ayrı olarak ,ilk kez, direkt İlahi feyizle ve  kur-andan alınan ilhamla ve manevi hallerin ufuğundan kainata bakılarak yazılan tek eser olan Risale-i Nur, çağımızın ve gelecek çağın en tesirli kurtuluş reçetesidir.Çünkü bütün programı ve amacı bütün insanlığın imanını selamete kavuşturmak ve İnsanlığın dünyaya gönderiliş gayesi olan kulluğu yaşatmaktır.

AHMETBERK

 

"Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur'u; ben onun zamanında gelseydim, Mesnevî'yi yazardım. Onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi ise Risâle-i Nur tarzındadır." Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursî'ye ait olan bu söz, onun hayatının en büyük meyvesi olan Risâle-i Nur Külliyatı'nın niçin telif edildiğini ve hangi ihtiyaçlara cevap verdiğini özlü bir şekilde ifade etmektedir. Çağımızın özelliklerini tahlil ve mânevî hastalıklarını teşhis eden Bediüzzaman, "Zaman imânı kurtarmak zamanıdır" formülü çerçevesinde kaleme aldığı Risâle-i Nur'la, bu zamanın mânevî ihtiyaçlarına tatminkâr cevaplar veren bir imân hazinesini ortaya koymuştur.

Neden zaman imânı kurtarmak zamanıdır?

Çünkü çağımızda imân, eski devirlerde görülmemiş hücum ve taarruzlarla karşı karşıyadır. Eskiden topluma büyük ölçüde teslimiyete dayalı Modern zamanların anlayışı, bilgi edinmeyi insanın nefsinden bağımsız bir hale getirmiştir. Öyle ki, modern bilime göre, bilginin kaynağı eşyanın bizzat kendisidir ve aklını kullanan ve yeterli inceleme cihazları olan herkese kâinatın kapıları açıktır. Gözle görünür ve elle dokunulur herşey hakkında nefsî hâletimiz ne olursa olsun bilgi edinebiliriz. Buna göre, meselâ bir bilim adamının ahlâkı ve kendisine bakışı en fazla kendi özel hayatını ilgilendirir. Bu adam bilgi edinme işini kurallarına göre yapıyorsa, bize sunduğu bilgilerin sıhhatinden şüphe etmemize gerek yoktur. Yani insanın kâinata ve kendisine bakışı ne olursa olsun dışarıdan alacağı bilgilerde bir değişiklik beklememememiz gerekiyor.  hâkimdi. O itibarla, büyük zâtların sözleri delilsiz olsa bile kabul ediliyordu. Bugün ise materyalist görüşlerin yaygın hale gelmesi sebebiyle, imânı tehdit eden şüpheler birçok zihni meşgul edecek seviyeye ulaşmıştır.Asırlardır Kur'ân aleyhine yığılagelen şüphe, itiraz ve evhamlar, bu asrın çalkantıları içinde yol bulup, çağın modern imkanları da kullanılarak birçok insana mal edilebilmiştir.

İşte Bediüzzaman Said Nursî, bu gelişmelerin, Müslümanların dahi imânını tehlikeye sokacağını görerek, bir sel gibi gelen inançsızlık telkinleri karşısında, doğrudan doğruya Kur'ân'dan ilhâm alarak telif ettiği  Risâle-i Nur gibi sağlam bir engeli vücuda getirmekte başarılı olmuştur.

Bu eserlerde,

Modern çağ insanının aradığı Kur'ân yorumunu, en mükemmel şekliyle Risâle-i Nur'da bulmak mümkündür. Bu yorum, "ruh-u aslî" yi rencide etmeden, asrın idrakine uygun izahları içeren bir özelliğe sahiptir. Risâle-i Nur, Kur'ân'ın bu asra bakan mesajını anlayıp yorumlama konusunda "tecdid" vazifesini yerine getirmiştir.