21 Nisan, Salı, 2015
A- A A+

Giriş Formu

Slayt

Vinaora Nivo Slider 3.xVinaora Nivo Slider 3.xVinaora Nivo Slider 3.x
Slayt-1
Slayt-2
Slayt-3

Usul İlimleri ve Müslümanlığımız

Müslümanların ahir zamanda –sadece– karılaştığı fer’î/cüz’î meselelerin değil, aynı zamanda maruz kaldığı kimlik problemlerinin çözüm adresinin de İslamî İlimler olduğu, ayrıca delillendirilmeye ihtiyaç bırakmayacak kadar açık bir hakikattir. Zira “Müslüman” olmanın en tabii ve vazgeçilmez gereği budur.

İslamî ilimlerin bize bekleneni vermesi de hiç şüphesiz, üzerine oturdukları “usul”lerin ihya edilmesiyle mümkün olacaktır. Usul zeminine otur-tul-mayan bir “İslamî İlimler tahsili/tedrisi”nin ete-kemiğe bürünüp hayatın içine girmesi, bizde beklenen zihnî dönüşümü sağlaması ve daha da önemlisi bize, bugünün dünyasına hakim olan modern algı ve değerlendirme mekanizmalarına müslmanca mukabele imkânı sağlaması mümkün olmayacaktır.

Tefsir, Hadis, Fıkıh… gibi ilim dallarında eğitim görmüş nice insanın, İslam’ı, çağın hakim modern paradigmaları ve kavramları ile takdim hastalığına düçar olması bu yüzdendir. Bir yandan Allah’a kulluğa çağıracaksınız, öbür yandan “En ideal insan hakları İslam’dadır” diyeceksiniz!.. Bu garabeti izah etmenin de, bu tür garabetlerden kurtulmanın da başka bir yolu yoktur.

Şu halde hakkı verilmiş bir İslamî İlimler tahsili/tedrisi, behemehal Usul İlimleri’nin tedris/tahsiliyle birlikte düşünülmek durumundadır.

Usul İlimleri derken –hep vurguladığımız gibi– iki temel sahayı kast ediyoruz: Usul-i Din ve Usul-i Fıkıh; “Asleyn” yani..

Bunlardan ilki bizi, itikadımızı, din ve dünya algımızı hem dış dünyanın meydan okumalarına karşı korur, hem de içeride ortaya çıkabilecek arızaların çözüm adresini teşkil eder. Haricî/felsefî cereyanlar, dahilî/bid’at oluşumlar ve bunların yol açtığı arızalar bu zeminde çözüme kavuşur.

İkincisi ise Müslümanca bir hayatı inşa etmenin imkân ve zeminini sunar. Kur’an ve Sünnet’ten, Allah Teala’yı razı, Resul-i Ekrem (s.a.v)’i memnun edecek bir Müslümanlık çıkarmanın biricik zemini budur. Kur’an ve Sünnet’in bize hem “ne” dediğini, hem de “nasıl” dediğini bu ilmin imkânları üzerinden tesbit ederiz. Kur’an-Sünnet münasebeti, diğer aslî ve fer’î deliller… hep bu zemin üzerinde anlam ve ifade bulur.

Bu iki ilim ihmale uğradığında ortaya “farklı” İslam algılarının çıkması kaçınılmazdır ki, bugün bunun çarpıcı tezahürlerini Ümmet olarak yakından müşahede ediyor, sıkıntılarını hep birlikte yaşıyoruz. Bir kısım insanların Kur’an (ve Sünnet) üzerinde “farklı” anlama!! girişimlerinde bulunması ve bunu Ümmet’e “en doğru Müslümanlık”olarak takdim etmesi bu alanda oluşmuş bulunan boşluğun ortaya çıkardığı neticelerdir.

Kaynak: Vahdet Gazetesi - 16 Mart 2015

Günün Ayeti

Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter.
İsrâ Sûresi - 13 ve 14

Günün Hadisi

İnsan ölünce ardından amel defteri kapanır. Ancak üç şey müstesnadır ki onlar sebebiyle kişiye iyilik yazılmaya devam eder. Bunlar: sadaka-i cariye; istifade edilen ilim ve kişinin ardından duacı olacak salih bir evlâttır.
Müslim - Vasiyyet

Günün Duası

Ey kalplere egemen olan Allah'ım! Kalbimi dininde sabit kıl.
Tirmizî - Da’avat

Günün Sözü

Zaman gösterdi ki, cennet ucuz değil; cehennem dahi lüzumsuz değil.
Bediüzzaman Said-i Nursi Hz. - Mektubat