Site icon İslam & İslamiyet – Kevser.Org

Dua ve Hikmetleri

“Bana dua edin ki duanızı kabul edeyim…” (Mü’min / 60)

Dua Rabbimizle aramızda, yapayalnız ve özel bir iletişim. Kimseyi katmadan direkt kurulan bir hat. Senin varlığını kabul ettiğin, seni var edeni kabul anın. Ben zaten veriyorum, isteseniz de istemeseniz de. Zaten verdiklerim başınıza geleceklerin en iyisi. Siz isteyin, bana yönelin verdiklerimle oyalanmaktan biraz uzaklaşıp benden isteyin, ben de vereyim. Aslında olay tam olarak o isteme anı, onu kabul etme, ona yönelme, onunla iletişim zamanı…

“Rabbinize yalvara yakara sessizce dua edin çünki o haddi aşanları sevmez…” (A’raf Süresi / 55)

Maksat sohbet, sohbetin özü muhabbet. Muhabbet usul usul ve halis olur. Şekilden, gösterişten, gürültüden uzak. Canı gönülden titreye titreye sokulur can cananına. Siz hiç bağırarak konuşan sevgililer gördünüz mü?

“Bana dua edenlerin duasını kabul ederim…” (Bakara Süresi / 186)

Etmeyenlerden olmayın. O kapım hep açık. Gün yirmi dört saat, hep açık. Takip edin kovalayın, bulun daha daha ziyade vakitleri. İnsan bir başka insanı sevdiğinde ona kavuşmanın onunla vakit geçirmenin delisi olur. Bin dereden su getirip bahaneler bulur. Peki ya kendisini, annesinden, babasından, her şeyden çok seven Rabbi; “Hadi şu saatlerde iste benden” der de buna kayıtsız kalabilir mi?

“Dua ibadettir…” (Ebu Davud-Tırmizi)

Sadece sohbet ve muhabbettir aslında ancak isteyen ve istenilen arasındaki bu muhabbeti Rabbim ibadet olarak kaydedip ekstra bonuslar yüklemiş. Sevdiğinle oturup muhabbet edeceksin, o sözkonusu maddeleri alıp istediğin şekle çevirecek ve yetmiyormuş gibi bir debu zaman dilimi, çalışma sayılıp ücretlendirilecek…

Elhamdülillah

“İbadetin özüdür dua…” (Tırmizi)

İbadetin şekli ve mahiyeti ne olursa olsun orada maksat yine yaratıcıyı görüp onunla iletişim kurmaktır. Oruç da açlığın değil karşılık bulan. Sana emredilen şekilde açlığa rıza göstermiş olman. Sen bana dur dedin, senin için duruyorum. Sen istediğin zaman istediklerinle devam ediyorum. Yine kabul etme ve yine kabul edilme gayreti.

“Allah ısrarla dua edenleri sever…” (Camius Sagir-Suyuti)

Bir iste iki iste üç iste, vazgeçme dile, dualandır, pes etme. Her dua mutlaka karşılık bulur. Y a bu dünyada tam istediğin gibi ya öbür dünyada tam isteyeceğin gibi veya senin hakkında olacağın en iyisi olarak. Derecen yükselir, günahın silinir. Bitmez, O dinler ve onunla konuşmandan sonsuz keyif alır.

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Mü’min bir kul Allah’a dua ettiği zaman, Allah Cebrail’e şöyle der:

– Onun duasını hemen kabul etme. Çünkü ben onun sesini işitmekten hoşlanıyorum.

Facir (günahkar) bir kimse Allah’a dua edince de:

– Onun ihtiyacını hemen gör! Çünkü ben onun sesini duymak istemiyorum! Der.” (Kenzu’l-Ummal, Kitabu’d-Daavât, 3264.)

Bizim Rabbimizle iletişimimiz kadar kıymetli ne olabilir bu dünyada. Gönül sevdiğiyle sohbete doyar mı. Kim ne kadar kıymetliyse o kadar yer bulur zaman alır hayatımızda.

Ömrümüz sevdiğine harcanmıyorsa sevdiğin başkadır o zaman. Sana ömür sermayeni su gibi tükettiren ne ise gönlünün sahibi odur. Ömrüne düşmeyene gönlümde demek en büyük yalandır.

Kul kulun gönlüne düşer. Rabbi yazar onu da. Sever ve dilinde Rabbine bir niyaz ulaşsa içine sıkıştırır o sevdiğini de. Yalnızca gönül defterine yazdıklarına dua eder insan.

Ne güzel nimettir dualarda habersizce anılmak. Sahibinden habersiz edilen dualar reddolunmaz.

Rabbim habersiz edilen duaları eden için de kabul eder edilen için de…

Sırf dua almaya ömrünü adamışlar vardır bir de. Allah’ın razı olduğu hayra vakfeder ömrünü işi gücü gönüllere girmek ve safiyane dua almaktır. Allah razı olsun hepsinden.

Muradın ne ise sen osun aslında. Muradın onun rızası ise ona göre şekil alır hayatın, başkasının rızası ise ona göre kıvam alırsın. Maksadından gafil hedefsiz yaşayanlar ise hem bu dünya hem ahiret lezzetlerinden hissesiz kalır.

Bir de duadan düşürdüklerimiz var. Listeden birden silinenler. Duada anmadıklarımız. Öldüğünü duysanız Fatiha okumaz gönlünüz. Öyle kırıp döken tanışlar, yoldaşlar, canlarınız arasına karışmış ateşcanlar vardır etrafımızda. Sabreder görmezden gelirsiniz.

Hayrı ve iyiliği için yedi düvelin seferber olduğu şerli tehlikeli kanbağı olanlar. Ne evlat atılır belasından bıkılıp, ne de anne baba. Rabbim hepimizi iyilerle iyiliklerle donatsın. Okur okur okursun ıslahı ve felahı için. Rabbim hidayet versin sevdiklerimize ve vazgeçe-me-ye-cek-lerimize…

En kötüsü de kötü duayı dilimize getiren kötü ruhlar. Canınıza canınıza köz döküp gözlerinize sağanak sağanak yağmurlar yağdıran, nefesinize nefesi karışmış, hayatınızı katmış karıştırmış yaratıklar.

Kim için olduğu önemli değil, ağız ve gönül kısaca ifade edersek iki dil, kimse için kirletilmez. Dilin edebi bozulmaz, dilin edep perdesi yırtılınca yama tutmaz.

İçinden kötü duaları söylerken insanın ruhunu simsiyah bulutlar kaplar. Canı yanar, içi daralır. O kötü dua gökyüzüne çıkıp asılır kalır. Bir bedduanın ömrü kırk senedir. Kırk yıl boyunca canlı canlı bekler. Bir edene gider, bir edilene. Kırk yıl içinde o kötü duayı kim hak eden bir davranışta bulunursa kötü dua iner ve gerçek olur.

Bu çok ürkütücü bir hazırlık. Dünya ve ahiret için böyle bir riski almaya değer mi. Kim ve ne için olursa olsun. Yolu açık olsun kim ne yaptıysa. Nasıl olsa hesaplar ince ince görülecek, ince ince karşılık bulacak. Neden ruhunu karaya bulayıp alacağından ziyan edesin.

Hasılı dua Rabbinle aranda, ibadet hükmünde. Sana ardından edenlerle sana bir lütuf. Senin başkasına ettiğin ikinize ihsan. Hayra dönüşmesi için yaptıklarınla kolaylaşır imtihanın. Bedduadan sakın, onunla abad olunmaz, murad alınmaz.

İki diline sahip ol, güzelleştir, dua ile zinetlendir ki Rabbin karşılığını bol bol versin…

Exit mobile version