Site icon İslam & İslamiyet – Kevser.Org

İslam Birliği ve Ümmet Gençleri

İslam dünyasına kan ve gözyaşının hâkim olduğu günümüzde, barış ve huzurun İslam coğrafyasına hâkim olmasında yegâne çıkış yolunun İslam Birliği’nin tesis edilmesinin olduğu her geçen gün daha da iyi anlaşılmakta, Batı’nın; Müslümanların uğradığı zulüm karşısındaki umursamaz tavrı bizi birbirimize güçlü bir şekilde kenetlenmeye sevk etmektedir.

Irkçı emperyalizmin mensupları tüm silahlarıyla topyekûn Müslümanlara hücum ederken bizim ümmet olarak ihtilaf halinde olmamız, farklılıklarımızdan dolayı birbirimize düşman olmamız doğru değildir. Dinimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, bize yakışan bir ve beraber olmaktır.

Asrımızın en büyük mütefekkirlerinden, diriliş neslinin öncüsü Sezai Karakoç: “ Bin yıllık ömrüm olsa, ömrüm boyunca konuşmam ve yazmam nasibimde varsa, hep Müslümanların birleşmesinden, bir araya gelip şuurlu birliklerini oluşturmalarından bahsederim. Bundan bıkmam ve yılmam. Çünkü bundan daha büyük bir dava bilmiyorum. Tüm faaliyetim, İslam’ın bir savunması ve bu savunmanın özü de, Müslümanların uyanıp dirilmeleri, birleşmeleri ve kendilerini dış âleme karşı koruma gücüne ermeleri yönündedir zaten.” sözleriyle İslam Birliği’ni tesis etmek için çaba harcamanın en büyük dava olduğunu fevkalade güzel ifade etmiştir.

21. Asrın ümmetin diriliş asrı olması için, İslam Birliği’nin kurulması elzemdir. Şartlar ne kadar çetin olursa olsun, daima ümitvar olmalı, ümmetin bir ve beraber olması için özverili çalışmalarda bulunmalıyız. Mısır’da şehadete yürüyen Muhammed Mursi’yi, Mısır zindanlarında yardım bekleyen kardeşlerimizi, Kudüs’te şehadete yürüyen Filistinli Kardeşlerimizi, Doğu Türkistan’da kıyım yapılan soydaşlarımızı, Arakanlı kardeşlerimizi, Irak’ta Ebu Gureyb hapishanesinde işkence görürken ümmetten yardım isteyen kardeşlerimizi unutmamalı, İslam Birliği davası için canla başla çalışmalıyız.
Tarih göstermiştir ki, bütün davalar gençlerin omuzlarında yükselmiştir. Gençler, fedakârlıklarıyla, dinamizmleriyle ulvî davalara büyük hizmetlerde bulunmuştur. İslam dünyasında hâlihazırda muazzam bir genç nüfus mevcuttur. Ümmet gençlerinin kendisini en iyi şekilde yetiştirmesi ve kabiliyetlerini ümmet için kullanması hayati derecede ehemmiyetlidir. Canı gönülden inanıyoruz ki; İslam ahlâkına sahip idealist, mücehhez ümmet gençleri İslam dünyasına barış ve huzurun hâkim olmasına büyük katkıda bulunacaktır. Ümmet gençlerinin gayesi İslam Âlemi’nin acılarını dindirmek ve sorunlarına çözüm bulmak olmalıdır. Peki, ümmet gençleri kendilerine nasıl bir yol haritası çizmelidir, kendilerini nasıl geliştirmelidir?

Ümmet gençleri kendilerini en iyi şekilde yetiştirerek İslam münevveri olmak için çaba harcamalıdır. Kendi alanlarının inceliklerini en iyi şekilde kavrayarak, kendi alanlarında büyük çalışmalar gerçekleştirmelidir. İslam dünyasındaki aynı davaya sahip ümmet gençleriyle irtibata geçmeli ve onlarla müşterek çalışmalar gerçekleştirmelidir.

Ümmetin yeryüzünün muhtelif bölgelerinde zulme uğramasının yenik düşmesinin temel sebeplerinden birisi Müslümanların azımsanmayacak bir bölümünün İslamiyet’in temel görevlerini yerine getirmemesidir. 2. Abdülhamid Han, “Bizi yücelten dinimize karşı duyduğumuz aşktır.” demiştir. Tarih göstermiştir ki, Müslümanlar İslam’ın emirlerine sımsıkı sarıldığında yücelmiş, İslam’ın emirlerini yerine getirirken gevşeklik gösterdiğinde alçalmıştır. Tarih bunun misalleriyle doludur. Bu nedenle ümmet gençleri İslamiyet’i en iyi şekilde yaşama gayesinde olmalıdır.

Sivil toplum kuruluşları hükümetlerin gidemedikleri yerlere giderler yapamadıklarını yaparlar. Sivil toplum kuruluşları ikinci bir üniversite gibidir. Bu nedenle ümmet gençleri birlikte hareket etmenin bereketini görmek için Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif görev almalıdır. STK’lar aynı ideallere yönelmiş gönüllü topluluklar olduğundan ümmet için büyük hizmetlerde bulunmak mümkündür.

Ümmet gençleri, 21 yaşında İstanbul’u fetheden, fetih öncesinde kendini bu ideale kanalize eden Fatih Sultan Mehmet’i kendisine örnek almalı ve Sultan Fatih’in, “Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni” kararlığını İslam Birliği davasına yürürken düstur edinmelidir ve bu kutlu yolda yürürken Tarık Bin Ziyad gibi gemileri yakmalıdır. Fas’tan Endonezya’ya tüm İslam coğrafyasını en iyi şekilde tanımanın, sorunlarına bir münevver gözüyle bakmanın gayesinde olmalıdır. Kuşkusuz ki, İslam ülkelerinde ne kadar sorun varsa, bu sorunlar birlik ve beraberlik ruhuyla çözüme kavuşacaktır.

Müslüman muharrirlerin yazdığı binlerce Avrupa Birliği ile alakalı kitap varken, İslam Birliğini anlatan bu hususta teori ortaya koyan kitap sayısı AB’yi anlatan kitaplara nazaran çok azdır. Dolayısıyla ümmet gençleri İslam Birliği üzerine teoriler üretmeli, makaleler, kitaplar yayınlamalıdır. İslam Birliği tüm şubeleriyle siyasi olarak en etkin şekilde nasıl kurulabilir? Bu birliğin ortaya çıkmasının önündeki engeller nelerdir, zulümleri dindirmek için İslam Ordusu ya da İslam Barış Gücü nasıl oluşturulacaktır? Halifelik kurumu nasıl en etkin şekilde kurulacaktır? Ümmet gençleri buna benzer sorular üzerine kafa yormalı ve İslam Birliği’nin tam manâsıyla kurulması için uygulanabilir teoriler üretmelidir.

Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Kanuni devrine baktığımızda devlet idaresinde başarılı devlet adamı Sokullu Mehmet Paşa’yı, askerlikte kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa’yı, din ilminde ilmi eserleri olan büyük İslam Âlimi Şeyhülislam Ebussuûd Efendi’yi, edebiyatta şairler sultanı Baki’yi, mimaride İslam Medeniyeti’nin şaheserlerini inşa eden Mimar Sinan’ı görüyoruz.

21. Asırda İslam Medeniyetinin ihtişamlı günlerine dönmesi için, bilim, sanat ve mimarlıkta çağa damgasını vuracak eserler ortaya konmalıdır. Ümmet gençlerinden şiire istidatlı olanlar İslam şairi olmayı gaye edinirse, mimariye ilgisi olanlar İslam mimarı olmayı hedef olarak belirlerse, bilime ilgisi olanlar İslam bilim adamı olmayı, siyasete yeteneği olanlar İslam devlet adamı olmayı hedeflerse İslam Medeniyeti altın çağını yaşayabilir. İslam Medeniyetini yeniden inşa edecek olan İslam Birliği fikrini gaye edinen mü’min gençler olacaktır.

Ümmet gençleri İslam Birliği’nin tesis edilmesi, İslam Medeniyeti’nin ihtişamlı günlerine dönmesi için özverili çalışmalarda bulunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, İslam Birliğinin kurulmasıyla sadece mazlum İslam coğrafyası huzura kavuşmayacak, bu teşekkül insanlığı köle düzeninden kurtarıp adil düzene kavuşturacaktır. Gayret bizden muvaffakiyet Âlemlerin Rabbi olan Allah’tandır.

Exit mobile version