Site icon İslam & İslamiyet – Kevser.Org

İslam ve Müslümanların Gerçek Düşmanları – 1

Giriş

Saygıdeğer Okuyucu, bu aylık yazımızda İslam dünyasının gafleti ve iman zafiyetinin belirmesi üzerine, bazı İslam düşmanları cesaret bulmuş, Müslümanların yaşadığı beldelere amansızca saldırmaya başlamıştır. Dolayısıyla böyle önemli bir konunun tarihi, siyasi, dini ve fikri arka planını gündeme taşıyarak “İslam ve Müslümanların Gerçek Düşmanları” başlıklı konuyu işlemek suretiyle, hem gerçek düşmanlarımız geniş bir şekilde tanıma fırsatı doğacak, hem de Müslümanlara karşı yürütülen fikri ve fili savaşa karşı hazırlanmamızı ve gerekli tedbirleri almamızı sağlayacaktır.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de Müminlerin düşmanlarını şöyle sınıflandırıyor:

“لتجدن أشد الناس عداوة للذين أمنوا اليهود والذين أشركوا، ولتجدن أقربيهم مودة للذين أمنوا الذين قالوا إنا نصارى”.

“And olsun ki, Yahudi’lerle Müşrikleri, Müminlere düşmanlık bakımından, insanların en şiddetlisi bulacaksın. İlgi bakımından Müminlere en yakın olanlarını da “Biz Hıristiyanız” diyenleri bulacaksın”. [1]

Ayet-i kerimeden anlaşıldığına göre Müslümanların gerçek düşmanları ve en şiddetli olanı sırasıyla, Yahudiler, sonra Müşrikler, akabinde Hıristiyanlardır.

Ayet-i kerimede belirtilen sıraya göre en büyük düşmanımız olan Yahudiler üzerine durulacaktır. Millet olarak Yahudilerin tanımı, tarihçesi, özellikleri, dayanakları, hedefleri, beşeriyeti sömürme ve ifsat etme metotları anlatılacaktır.

A. Yahudilerin Tanımı ve Tarihçesi :

Soyları Yakup oğulları olan Esbat’a yani Yakup (a.s)’ın on iki oğluna dayanır. Yusuf (a.s), Mısır’ın idaresini ele geçirdikten sonra orada çoğalırlar ve İsrailoğulları adıyla bilinirler. Mısır’da dört yüz sene köle olarak kalan İsrailoğullarını[2] Firavun’un zulmünden denizi aşarak Musa (a.s) kurtarır.[3] Cenab-ı Hak, Şam diyarında bulunan mukaddes toprakları kendilerine vadetmişti.[4] Lakin yolda giderlerken, Allah’ın emrinden yüz çevirdiler. Buzaya tapmaları,[5] Filistin’e girmek için savaştan imtina etmeleri nedeniyle[6] vadedilen topraklar, kendilerine kırk sene haram kılındı. Sina çölünde şaşkın şaşkın dolaştılar.[7] Sonra Hz. Musa yerine Peygamber olarak gelen Yuşa b. Nûn (a.s) döneminde onun yönetiminde idare olundular.[8]

İlk memleketlerini bu beldede yani Kudüs şehrini Peygamber Davud (a.s) fethederek başkent yapar. Oğlu olan Nebi Süleyman (a.s) büyük mabedi yani Beytü’l-Makdisi inşa eder[9] ve onun hükmü altında yaşadılar.

Hz Süleyman’ın vefatından sonra, Yahudiler ikiye ayrılırlar:

  1. Kuzeydeki kabileler, İsrail memleketini kuranlardır. Başkentleri Samira, yani bu günkü Lübnan’ın Nablus şehridir.
  2. Güneydeki kabileler, Yahuda memleketi olan Orşelim (Kudüs) şehrini kuranlardır. Güneydekiler Kuzeydekilere galip gelir ve onlara Yahuda memleketi kalır.[10]

Savaş ve olaylardan sonra Romalılar Filistin’i istila edip mabedi yıkarlar. Yahudiler son olarak miladi 130 yılında oradan çıkartılınca, yeryüzünde bir daha memleket kuramazlar ve baskı altında yaşarlar, hatta bir kısmı sürgüne gönderilir.[11]

B. Peygamber Döneminde Medine Yahudileri:

Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiğinde o topraklarda yaşayan Beni Kaynuka, Beni Nadr, Beni Kurayza gibi bazı Yahudi kabileleri bulunmakta idi. Arap yarımadasında yani Medine’nin dışında bile başka Yahudiler yaşıyordu. Bunların en meşhurları, Hayber’de bulunan Hayber Yahudileridir.[12] Hz. Peygamber, söz konusu Yahudilerle ciddi antlaşma ve sözleşmelere girmesine rağmen antlaşmaları bozmuşlar, her fırsatta Müşrik ve Münafıklarla Hz. Peygamber ve ashabına karşı beraber olmuş ve fitne çıkarmışlardır.[13] Bu nedenle Hz. Peygamber Yahudilerle savaşmış ve onları Arap yarımadasından çıkartmıştır. Ancak Hayber Yahudileri, Hayber’in arazi mahsullerinin bir kısmına çalışarak ortak oldukları için istisna edilerek çıkartılmamış ve bir dönem orada kalmışlardır. Daha sonra Hayber’de fethedilir.[14]

C. Yahudilerin Filistin Topraklarında İsrail Devletini Kurmaları:

Yahudileri Milattan önce 587 yılından 1948 yılına kadar bağımsız bir devlet kuramadılar.[15] İkinci dünya savaşından sonra 1945 yılında İngilizler Filistin topraklarına hakim olunca 1 milyon 500 bin Yahudi’yi oraya yerleştirirler. 1948 yılında İngiliz devleti oradan çekilince resmen İsrail devleti kurulur. O dönemde Türkiye’deki yetmiş bin Yahudi’nin yarıya yakını İsrail’e göç eder. Bu gün ülkemizde yaşayan Yahudilerin sayısı yirmi beş bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.[16]

75 yıldan beri İsrail devletinin işgalci zihniyetine dayalı politikaları nedeniyle Filistin’de yerleşik olan Müslümanlara kadın çocuk, yaşlı, sivil demeden en ağır zulümleri reva görmüştür. Bu gün Gazze şehrinde yaşayan Filistinli Müslümanlara karşı uygulanan soykırımı bunun en bariz örneğidir.

D. Yahudilerin Özellikleri:

Yahudiler, ırk taassubuna sahip, ırk ile Yahudi dinini aynileştiren ve sürekli Allah’a isyan eden azgın bir millettir. Ayrıca inatçı bir karaktere haiz olup, başkalarının sırtından geçinme, milletleri sömürme, kendilerine köle yapma gibi bir yapıya sahiptirler. Hıyanet, gaddarlık, kötülük baş özelliklerindendir. Onların inancında hedefe götüren her vasıta meşrudur, vasıta ne kadar kötü olursa olsun önemli değildir. Münkerden nehy etmediler,[17] hakkı bilip uygulamadılar, haksız yere bir çok peygamber öldürdüler.[18] Yeryüzünde azgınlık ve bağılık (taşkınlık) yaptıkları için Davud (a.s)’ın lisanıyla lanete uğramışlardır.[19] Hakkı örtüp gizlediler Tevrat’ı tahrif ettiler ve az bir ücret mukabili Allah’ın ayetlerini sattılar[20], kalpleri taş yürekli oldu[21] gibi kötü ve çirkin niteliklerini anlatan bir çok ayet haklarında inmiştir.

Yahudi milleti sosyal, siyasi, ekonomi alanlarda zulüm yoluyla insanları sömüren ve bunun için çaba gösteren bu yolda her türlü vasıtayı deneyen bir vebadır. Önce insanlığın sonra da Müslümanların en büyük düşmanıdır.

E. Dayanakları ve Güç Kaynakları:

Yahudilerin sahip olduğu birçok güç kaynağı bulunmaktadır, şöyle ki:

1. Yeryüzünün en seçkin insanları olduklarına inanırlar[22]:

“وقالت اليهود والنصارى نحن أبناء الله وأحباء، قل فلم يعذبكم يذنوبكم، بل أنتم بشر ممن خلق”

Yahudiler ve Hıristiyanlar :’Biz, Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz’ dediler. Onlara de ki, o halde neden günahlarınız ötürü Allah sizi azab ediyor ? Hayır, doğrusu siz Onun yarattıklarından birer insansınız “.[23]

2. Tevrat’ta, Allah’ın kendilerine Filistin topraklarının mülkiyetini vad ettiği düşüncesi[24]:

Onlara göre bu vaat, kendi ırklarından gelecek anti-Mesihin (Deccal’in) gelmesiyle tamamlanacak ve onları kurtaracak, diğer milletlerden intikam alıp, yeryüzünün hakimiyetini onlara verecektir.[25]

3. Sırrı mukaddes kitapları olan Talmud’un öğretilerinin, aynen Tevrat gibi nazil olduğuna inanmaları[26]:

Aslında bu kitap Yahudi hahamlarının yorum geleneğine aittir. Söz konusu sözlü geleneğinin yazıya geçirilmiş ilk kitabı Mişna’dır. Uzun yıllar boyunca Yahudi din adamlarının Mişna üzerine yaptığı tartışmalar ve yorum faaliyetleri sonucunda çıkan metni içeren Talmud adında bir kitaptır. Söz konusu Talmud aslında Tevrat’ın yazıya geçirilmiş halidir ki, Orşelim ile Babil Talmud’u olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[27] Kaldı ki, bu kitapta, Yahudiler hariç diğer milletlerin aslı ya şeytani ya da necis bir hayvanidir.[28]

4- Yahudi alimlerin protokollerinin {düstur ve kararlarını ihtiva eder} kendilerini yönlendirmesi[29]:

F. Hedefleri :

1896 senesinde İsviçre’nin Bal şehrinde yapılan kongrede Theodor Hertizal’in Yahudi kararlarının gerçekleştirilmesi talebinde bulundu.[30] Söz konusu kararların en önemlisi şudur: Filistin’de Yahudi bir devletin ikame edilmesidir. Sınırları ise, Nil nehrinden Fırat nehrine kadar uzanır. Haritası Mısır’ın kuzeyini, Sina çölünü, Filistin topraklarını, Irak’ın yarısını, Lübnan, Suriye ve Ürdün’ün doğu kesimini, Hicaz’ın güneyini ve Medine-i Münevvere’yi kapsamaktadır.[31]

Hedefleri ise, yeryüzünün hakimiyetini sağlamak, insanları köleleştirmek, ahlaklarını bozmak ve her alanda yükselip büyümektir.[32] Konuyla ilgili olarak Cenab-ı Hak şöyle buyurur :

“وقضينا إلى بني إسرائيل في الكتاب لتفسدن في ألأرض مرتين ولتعلن علوا كبيرا”

“Biz İsrail oğullarına Tevrat’ta şuna hükmettik, Muhakkak ki siz {Şam} topraklarında iki defa fesat çıkaracaksınız {Peygamberleri öldüreceksiniz} ve muhakkak ki çok büyük bir azgınlıkla taşacaksınız”.[33]

5. Davut (a.s)’ın soyundan kurtarıcı bir Mesih’in geleceğine inanmaları:

Mesih terimi Yahudilerin kutsal kitaplarında herhangi bir göreve gelen kişi veya krallar için kullanılmıştır.[34] Yahudilerdeki Mesih beklentisi 70 yılında Roma İmparatorluğu’nun Kudüs’ü istila edip kutsal mabedi yıkmasından sonra belirgin hâle gelmiştir. Romalılar, mabedi yıkmanın yanında Yahudilerin dinî kurumlarını da ortadan kaldırarak büyük bir baskı uygulamışlardır. Bu yıkımdan sonra bir daha toparlanamayan Yahudiler, 1948 yılına kadar devamlı başka milletlerin egemenliği altında yaşamışlardır. Davut (a.s) soyundan gelecek ve kendilerini kurtaracak olağanüstü güçlere sahip bir Mesih inancının doğmasına yol açmıştır. [35]

G- Gayelerine Ulaştıran Vasıtalar {İmkanlar}[36]:

  1. Yahudilere hizmet edecek yayın organları ve sosyal medya programları vasıtasıyla {sinema, televizyon, internet, radyo, kitap, gazete, dergiler} yoluyla fikir hakimiyetini sağlamaktır. İslam’ı yıkmak için Lions, Rotary, Dilberg gibi gizli mason locaları kurarak, onların vasıtasıyla fitneyi, fesadı, ahlaksızlığı yaymaktır. Bunları yürütebilmek için en müessir iki unsuru kullanılır. Çıkarları için ya para ya da kadın alet edilir.
  2. Banka, para müesseseleri ve ticarî sektörlerini ellerinde tutmak, ticaret ve faiz gelirlerini kendi çıkarlarına yönlendirmek, dünya ekonomisine hakim olmak, ihtikar ve fahiş fiyatlarla malları satıp gelir elde etmek, böylelikle anti Yahudi toplumları ezmek, onları yaşantı buhranına ve ekonomi krizine sokarak Yahudi’ye muhtaç etmektir. Örneğin, Belçika’nın Anvers şehrindeki mücevherat çarşısı, bir Yahudi çarşısı olup, ticari merkezlerinde altın ve elmas mücevherat satışı yapılarak İsrail Siyonist devletini desteklemek. Her sene bir Yahudi ailesinin gelirine göre, belirli miktarda İsrail devletini güçlendirmek için yardım göndermek zorundadır. Belçika’da sadece masonların 3 milyar, Fransa da 5 milyar, İngiltere’de 6 milyar dolardan fazla sermayeleri vardır.
  3. Devletlerin desteğini kazanmak için siyasi alanlara girer, her türlü ideolojiyi desteklerler. Kapitalizm ve Komünizm gibi ideolojiler… Devlet idarelerini etkilemeye, hayatlarını teminat altına almağa, ve toplumları ifsat etmeye çalışırlar. Avrupa ülkelerinin Hıristiyan yönetimlerinde, önemli mevkilere yükselmişlerdir. İslam ülkelerinde bile siyasetçi, doktor, danışman, mühendis avukat ve diğer önemli mesleklere sahip olmuşlardır. Bir zamanlar, İngiltere’nin Dış İşleri Bakanlığı döneminde, İngiliz istilasını fırsat bilerek yani Belford’un vadiyle 1948 yılında Filistin’de Yahudi devletini kurmayı başardılar. Akabinde ABD’nin desteğini alarak devletlerini tanımasını sağladılar.
  4. Devletlerini korumak için Yahudiler, daha İngilizlerin idaresi altında iken çok güçlü bir askeri gücü kurmayı başardılar. Ayrıca sosyal, kültürel, dini ve spor gibi faaliyetlere ve çalışmaların yapılması kendi toplumlarına müsaade edilmiştir. Sahip oldukları askeri güçle birlikte, Arap ülkelerine üstün gelmek için Amerika, İngiltere ve Avrupa ülkeleri gibi dış güçlerden sürekli yardım görmektedirler.[37]

Sonuç olarak diyebiliriz ki Yahudiler, bütün istek ve emeklerine neredeyse bütün hedeflerine ulaşmış görülmektedir.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

” ولا يزالون يقاتلونكم حتى يرودوكم عن دينكم ان استطاعوا.”

“(Ey Müminler), Kafirlerin gücü yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmayacaklar…”.[38]

H. Yahudilerin Bazı İnançları:

Yahudiler birçok sapık inançlara sahiptirler, örneğin:

İ. Yahudilerin Bazı Şiar ve Alametleri:

Yahudilerin birçok şiarı ve alametleri vardır, şöyle ki, kafalarının üstüne kıpa adında başın tepe kısmını kapatan bir nevi küçük bir takke takarlar,[46] zengin dindarları ise, fötr giyerler. Çocuklarını küçük yaşta sünnet ettirip[47] zülüf uzatmaları ve kendileri de sakal bırakmalarını dini şiarlardan sayarlar. Dindar kadınları saçları görünmesin diye peruk takarlar. İbadetlerini genelde havrada yani sinagog adında mabetlerde yaparlar. Müslümanlar gibi domuz ve ölü eti yemezler, dini açıdan tüketilmesi uygun yani helal anlamında olan gıdaya koşer ismiyle adlandırırlar.[48] Hıristiyanlardan çok daha fazla dinlerine bağlıdırlar.

J. Mason ve Siyonist Yahudilerin Bazı Sembolleri:

Altı ve sekiz köşeli yıldız, Rabbin gözü, yedi sayılı şamdan, mavi, kırmızı, erguvani renkler, yılan, aslan, çıplak kadın suretleri, sol eli göğse koymak işareti, zeytin dalı, yörünge, pergel, karga, güvercin, tokmak, çıngırak, Süleyman (a.s) mabedindeki sütunlar, 12 sayısı, beyaz eldiven ve saire şeyler… Zikrettiğimiz söz konusu sembollerin arasında bir kısmı Mason ve Siyonistlerine aittir. [49] Yahudilerin konuştukları dil İbranicedir ki bu zaten Tevrat’ta kullanılan dildir.

En sinsi taktiklerinden birisi, devletlere devamlı surette kendilerini acındırmaları ve zulüm gördüklerini lanse etmeleridir. Dolayısıyla Müslümanların İsrail devleti ve onu destekleyen Yahudiler konusunda daha dikkatli ve uyanık olmaları gerekir.

Filistin’de bulunan Müslümanlara, terörist İsrail’in 75 yıldan beri reva gördüğü zulüm ve katliama ve yerleşimci politikasına karşı günümüz Müslümanlara önemli görevler düşmektedir. Şöyle ki:

  1. İsrail’in Ekonomisini çökertmek; İsrail’in ve ona yardım eden bütün ülkelerin sattığı malları almamak, boykot yoluyla zarara uğratmak.
  2. Filistinli Müslümanlara maddi ve manevi yardımda bulunmak ve onlar için dua etmek çok kıymetlidir.
  3. Bütün halklara buluştuğumuz insanlara İsrail Yahudilerinin, zulmünü ve katliamını, toplumları nasıl ifsat ettiklerini anlatmaktır.

Cenâb-ı Hak, öncelikle İslam ülkelerine ve Müslüman haklarına, düşmanlarını tanıyıp hazırlıklı olmalarını ve onlara karşı galip gelmelerini nasibi müyesser kılsın….

Bizlere de şuurlu Müslüman olmayı ihsan eylesin inşallah…

[1] Maide Suresi, 82.
[2] Bkz. Adam, Baki, Yaşayan Dünya Dinleri, 2007, s. 210.
[3] Bkz. Adam, Baki, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 212.
[4] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 13/5, 6.
[5] Taha Suresi, 85-98.
[6] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 32/1-6.
[7] Maide, 21-26.
[8] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Sayılar, 28/15.
[9] Bkz. Adam, Baki, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 214.
[10] Bkz. Adam Baki, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrat, s. 108.
[11] Bkz. Adam, Baki, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 221.
[12] Bkz. Sa’d El-Mersafi, Usturatu’l-Vatani’l-Yahudi, s.122-123.
[13] Bkz. Sa’d El-Marsafi, Muhakemetü’l-Yahud, 14-15.
[14] Bkz. Sa’d El-Marsafi, El-Kada ale’l-Yahud Askeriyyen, 100.
[15] Bkz. Adam Baki – Mehmet Katar, Dinler Tarihi, s. 48.
[16] Bkz. Adam, Baki, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 272.
[17] Maide Suresi, 79.
[18] Ali İmran, Suresi, 21
[19] Maide Suresi, 78.
[20] Ali İmran, Suresi, 187; Maide Suresi, 41,
[21] Bakara Suresi, 74.
[22] Bkz. Abdülkadir Şibetü’l-Hamd, El-Edyan ve’l-Firak ve’l-Mezahibu’l-Mu’asıra, s.23-25.
[23] Maide Suresi, 18.
[24] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Çıkış, 13/5, 6.
[25] Bkz. Baki Adam, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi, s. 37
[26] Bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Fikru’l-Yahudi, s.81-82.
[27] Bkz. Gündüz Şinasi- Olgun Hakan, Dinler Tarihi, 106-107.
[28] Bkz. Abdülkadir Şibetü’l-Hamd, El-Edyan ve’l-Firak ve’l-Mezahibu’l-Mu’asıra, s.25; Sa’d El-Mersafi, El-Fikru’l-Yahudi, s.83.
[29] Bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Hataru’l-Yahudi, s.65.
[30] Bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Hataru’l-Yahudi, s.67-68.
[31] Wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Vadedilmi%C5%9F_Topraklar
[32] Yahudi alimlerinin protokolleriyle ilgili geniş bilgi için bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Hataru’l-Yahudi, s.82-162.
[33] İsra Suresi, 4.
[34] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Levililer, 3/ 4; I. Samuel, 24/6.
[35] Bkz. Baki Adam, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi, s. 37.
[36] Kullandıkları imkân ve vasıtalar konusunda Yahudi protokollerine bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Hataru’l-Yahudi, s.82-162.
[37] Kullandıkları imkân ve vasıtalar konusunda Yahudi protokollerine bkz. Sa’d El-Mersafi,El-Hataru’l-Yahudi, s.82-162.
[38] Bakara Suresi, 217.
[39] Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, 2/1; Çıkış 20:2-17.
[40] Bkz. Gündüz Şinasi- Olgun Hakan, Dinler Tarihi, 114.
[41] Bkz. Abdülkadir Şibetü’l-Hamd, El-Edyan ve’l-Firak ve’l-Mezahibu’l-Mu’asıra, s.27.
[42] Bkz. Abdülkadir Şibetü’l-Hamd, El-Edyan ve’l-Firak ve’l-Mezahibu’l-Mu’asıra, s.27-29; Sa’d El-Mersafi, El-Fikru’l-Yahudi, s.61-66.
[43] Bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Fikru’l-Yahudi, s.75-76.
[44] Bkz. Sa’d El-Mersafi, El-Fikru’l-Yahudi, s.11.
[45] Tövbe Suresi, 30; Maide Suresi, 64.
[46] Bkz. Gündüz Şinasi- Olgun Hakan, Dinler Tarihi, 114.
[47] Bkz. Gündüz Şinasi- Olgun Hakan, Dinler Tarihi, 116.
[48] Bkz. Gündüz Şinasi- Olgun Hakan, Dinler Tarihi, 116.
[49] Semboller konusunda bkz. Wikipedia, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yahudi_sembolizmi.

Exit mobile version