Site icon İslam & İslamiyet – Kevser.Org

İslamî Eğitime Göre Çocukta Dinî Duygu Nasıl Gelişir?

(Kavramlar ve Uygulamalar)

Giriş

Şüphesiz, çocuğun gelişiminde aile ocağının ve ailevi çevrenin etkisini inkâr edemeyiz. Bu gelişim fiziksel gelişim olmakla birlikte aynı zamanda birçok alanda gerçekleşen bilişsel gelişimi de kapsar; dil, davranış, kültür, din vb. birçok alanda gerçekleşen bilişsel bir gelişimdir.

Bu bilişsel yapılanma dönemi, çocuğun bütün hayatı boyunca dayanacağı ve üzerine gelişimini inşa edeceği temel dönem olacaktır; bu dönem, onun yetişkin bir insan olmasına kadar devam edecek ve yaşamının sonuna kadar onu etkileyecektir.

Çocukluk dönemi kurucu ve yapılandırıcı bir dönem olduğundan, sosyal bilimler alanındaki araştırmacıların çoğu bu döneme genellikle önemli bir yer verirler, çoğu zaman da hayat evreleri içinde birinci sırayı alır.

Bu çalışmada, ailenin ve çevresinin bir ürünü olan ve çocuğu yeni bilişsel ama aynı zamanda hayal gücüne dayalı yeteneklerine başvurarak şekillenen dinî duygu olgusu ilgi odağımız olacaktır.

Din, çocuğun eğitiminde önemli bir rol oynar, hatta bazı kültürlerde öncelikli konumundadır. Batı ülkelerinin çoğunda dinî uygulamaya yönelik bir uzaklaşma gözlemlense bile, dinî uygulama ile dinî duyguyu karıştırmamak gerekir. Bazı doğu İslam ülkelerinde ise din, çocuğun eğitiminde hala belirleyici bir yer tutmaktadır.

Dolayısıyla bu mütevazı çalışmamızda, İslam dünyasına ait ailelerde çocukta dinî duygunun doğuşu ve gelişimi üzerinde durulacaktır.

İkinci aşamada ise, aileler tarafından arzu edilen veya istenilen dinî duygunun neşet etmesi, çocuğun fiziksel ve bilişsel gelişim teorilerine uygun olup olmadığı incelenecektir.

Dinî öğrenmenin farklı aşamaları ile gelişim psikolojisin tanımlandığı şekliyle çocuğun gelişim aşamaları arasında bir uyumluluğun olup olmadığının tespiti yapılacaktır.

Bu çalışmayı gerçekleştirmek için temel İslami kaynaklara (Kur’an ve hadis) ve bu alanda yapılmış çalışmalara başvurulmuştur.

Birinci bölümde, doğum öncesi döneminden başlayarak 12 yaşına kadar, çocuğun dinî eğitiminin temel unsurları ele alınacaktır.

İkinci bölümde ise, dinî öğretimin her bir aşaması (evresi) için olası bir analiz ortaya koyarak, çocuğun dinî eğitimindeki aşamaların, Piaget gibi psikologlar tarafından sunulan gelişim teorileriyle uyumlu olup olmadığı analiz edilecektir. Bu araştırmamızın, alana ilgi duyan her araştırmacıyı teşvik edeceğini ümit ederek bir deneme çalışması olarak görülmesini arzu ederiz.

1- Dinî Kavram ve İbadet Uygulamalarının Yaş Safhalarına Göre Gelişimi

A- Doğum Öncesi Dönem:

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Sünnetinde doğum öncesi dönem, çocuğun doğumuna ve sonrasındaki gelişimine destek olacak hazırlayıcı bir dönem olarak kabul edilir.

Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v.) öncelikle, çocuğun fiziksel ve psikolojik özellikleri (karakter ve davranış) üzerinde babadan daha fazla etkiye sahip olacak gelecekteki aday annenin seçimi üzerinde durur. Bu nedenle erkeğe, bazı özelliklere sahip bir kadını seçmesini tavsiye etmektedir. Örneğin, evleneceği kadın adayının dinî karakteri yanında güzel ahlâklı ve mükemmel bir davranışa sahip olması, iffetli oluşu ve saygın bir aileden gelmesi gibi.[1]

Diğer taraftan, hamile kadına gelecekteki bebeği için bazı önlemler almasını tavsiye edildiği bilinmektedir. İyi bir çevre seçmesi, alkol, uyuşturucu ve tütün gibi zararlı maddelerden kaçınması, çocuk üzerinde fiziksel veya psikolojik olumsuz etkiler oluşturabilecek stres, depresyon ve nevrozdan uzak kalmasıyla birlikte psikolojik açıdan uygun koşullarda yaşaması şeklinde önlemleri sayabiliriz.

B- 0- 2 Yaş Arası: [2]

Dünyaya gelen çocuk bilgi ve deneyimden yoksundur; ancak yaşamın tüm alanlarında geliştirilmeye ve eğitilmeye hazır yeteneklere sahiptir; inançlar, ibadetler, bilimler, kültür, yaşam tarzı gibi yetenekler…

Yüce Allah (c.c.) Kur’an’da şöyle buyurur: “Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez iken çıkardı.”[3]

Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurur: “İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir.”[4]

Bu benzetme, insanın şekil almaya hazır olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, başka bir rivayette şöyle açıklanmıştır: “Her yeni doğan, fıtrat üzere doğar (ilahi inanca yönelim, ilahi bir yaratıcıya inanma yatkınlığı).[5] Anne ve babası onu Mecusiliğe, Yahudiliğe veya Hristiyanlığa yönlendirir.”[6]

Bu nedenle bu dönem daha çok ebeveynlerin yeni doğana karşı yerine getirecekleri bazı dini görevlerin bulunduğu bir evredir. Sözgelimi;

  1. Çocuğa iyi bir isim vermek; bu isim onun kişiliğinin gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Örneğin, Peygamber, sahabe, ya da güzel nitelikli isim, Abdullah, Abdurrahman,[7] Muhammed, Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali ve benzeri isimler bu türdendir.
  2. Akika adı verilen bir hayvanı (imkâna göre koyun veya benzeri bir hayvan olabilir) çocuğun doğum vesilesiyle kurban etmek ve onu fakirlere dağıtmak. Bu kurban, dünyaya gelen yavrunun doğumuyla Rabbimize bir şükür olarak kabul edilir.
  3. Çocuğun saçını tıraş etmek ve saçının ağırlığı kadar altın veya gümüş ağırlığınca (imkana göre) sadaka vermek.[8]
  4. Sünnet Ettirmek; ki bu oldukça eski bir gelenektir ve ilk olarak Peygamber Hz. İbrahim (a.s) tarafından uygulanmıştır. Dolayısıyla Müslümanların, bu Peygamberi örnek alarak söz konusu geleneği yerine getirmeleri gerekir. Bu uygulama aynı zamanda yeni yavru için bir koruma ve arınma teşkil etmektedir. [9]
  5. Emzirmek; Kur’an Kerim, çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişimi açısından emzirmeye büyük önem vermektedir.[10] Bunun da iki nedeni vardır:
    a) Anne sütü daha besleyici ve hastalıklara karşı daha koruyucudur. Ayrıca emzirme sırasında anne ile çocuk arasında güven ve bağlılık gelişir.
    b) Emzirme hem fiziksel hem de psikolojik gelişimi açısından büyük önem taşır ve çocukta güven duygusunu oluşturur.

C- 2-4 Yaş Arası: [11]

Çocuğun emzirme süresi iki yıla ulaştığında, Kur’an Kerim’de emzirmenin bırakılması tavsiye edilir:

“Anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirler, bu da emzirmeyi tamamlamayı arzu eden anneler içindir.”[12]

Hz. Peygamber (s.a.v.) de “Emzirme iki yıl süresincedir”.[13]

Bu Kur ‘anî ve Nebevî öğüt, çocuğun bu yaşta sütten kesilmesi gerektiğine işaret eder; böylelikle çocuk, kendi ihtiyaçlarını talep etmeye başlar (örneğin, ağlaması, bazı kelimeler söylemesi, parmağıyla işaret etmesi vb. hareketler). Nitekim bu yaş lardaki çocuk, ayakta durmayı, yürümeyi ve kendi başına yemek yemeyi öğrenmesi, oynama ve konuşması gibi bazı hareketleri kontrol edebilir; fiziksel ve bilişsel beceriler ile yetenekler kazanabilir.

Çocuk belli bir dil düzeyi kazandığında, dindar ebeveynler onu çok basitleştirilmiş bir yöntemle eğitmeye başlarlar; Allah, Bismillah, el-Hamdu lillah türünden küçük dinî kelimelerle başlayarak ona Kur’an-ı Kerim dinletmek, dualar söylemesini sağlamak, yeme ve içmede sağ elini kullanmasını alıştırmanın yanı sıra evlilik ve sünnet cemiyetlerine, Ramazan ve Kurban bayramları programlarına götürmek ve diğer basit uygulamaları yaptırmak bu türdendir.

D- 4-7 Yaş Arası:

Bu yaş döneminde çocuk, nesneleri suret şeklinde sınıflandırmaya, semboller kullanmaya ve simgeler aracılığıyla kavramlar oluşturmaya başlar. Örneğin, Allah, Melekler, Şeytan, Cennet, Cehennem, Peygamber, Kur’an, Namaz, Kâbe ve Minare gibi kavramlar.…

Barnes ve Harms gibi bazı araştırmacıların, 4-7 yaş arası çocuklar (okul öncesi eğitimde) üzerinde Tanrı kavramına ilişkin yaptıkları araştırmalara göre, çocuk genel olarak Tanrı’yı antropomorfik (insan biçiminde) bir şekilde hayal ettiklerini belirtmişlerdir. [14]

Bu çocuklar tarafından dile getirilen bazı örnekler şunlardır: “Tanrı bulutların üzerinde yaşayan bir kişidir.” [15]  Bazı çocuklar ise “beyaz sakallı, beyaz giysiler giymiş yaşlı bir adamdır”[16] diye düşünür. Ülkemizin çocukları üzerinde Tanrı kavramına dair yapılan bir araştırmada da benzer tasavvurlar tespit edilmiştir. Sözgelimi; “Tanrı’yı ufuklarda uzakta bir yerde bir sandalyede oturan yaşlı bir adam olarak hayal ediyorum.”[17]

Mailhiot’un, çocukların dua anlayışı ve bu yaşta söyledikleri dualar üzerine yaptığı bir araştırmaya göre, çocukların duaları oldukça mütevazı, basit, doğal ve gerçekten içten yapılan dualardır. Konuyla ilgili sunduğu bazı örnekler şöyledir: “Bana çok çikolata vermeni istiyorum”,[18] “Sınıf arkadaşımı cezalandırmanı istiyorum, çünkü o çok yaramaz”,[19] ya da “Bana büyük bir araba, bir uçak ver, sonra da bir polis arabası istiyorum.”[20]

Bu dönemde çocuklar doğal olaylara, hayvanlara, bitkilere ve birçok şeye ilgi duyarlar.[21] Ancak henüz çevrelerinde olup bitenlerin gerçekliğini tam olarak kavrayamazlar. Bu nedenle yaşamla ilgili birçok şeyi, özellikle de dini duygularla bağlantılı olanları tanımaya ve anlamaya çalışırlar. Daha fazla bilgi edinmek için sorular sorarlar. Örneğin: “Tanrı nerede? Bizi görüyorsa biz neden O’nu göremiyoruz? Nerede yaşıyor? Annesi ve babası kim? Çocukları var mı? Yağmuru kim yağdırıyor? Ağaçları kim yaratıyor?[22]

Dinimiz, anne ve babalara bu tür sorulara doğru ve makul bir şekilde cevap vermelerini, çocuğun bilişsel gelişiminin kesintiye uğramaması ve ileride fark edebileceği olası çelişkilerin önüne geçilmesi için soruları geçiştirmemelerini öğütlemektedir. Anne ve babaların çocuklara verdiği cevaplar çok önemlidir. Çünkü ebeveynin verdiği cevaplar, çocukların olaylar ile kendilerine verilen yanıtlar arasında ilişkiler kurmalarını sağlayacaktır.[23]

Bu dönemde ebeveynler çocuklara dini bilgileri oldukça basit bir şekilde öğretirler; kutsal mekânlar ve camiler (örneğin, Mekke’deki Kâbe, Medine’deki Peygamber Camii), semboller veya görseller aracılığıyla, peygamber kıssaları, dini hikâyeler, iyilik ve kötülük kavramı, günah ve ilahi mükafat ve ceza gibi konularla tanıştırırlar.

Aynı zamanda Kur’an alfabesinin öğrenilmesi, dualar ve “Allah benim Rabbimdir, Muhammed benim Peygamberimdir, İslam benim dinimdir, Kur’an benim kutsal kitabımdır” türünden dini ifadeler öğretilir. Bunun yanı sıra çocuklara, davranış açısından da eğitim verilerek, insanları selamlama ve Allah’ın nimetleri için şükretme gibi nezaket kuralları da öğretilir.

F- 7-9 Yaş Arası:

Yedi yaşına ulaşan çocuk, temel kültür normları kazanır ve namaz, Ramazan ayı orucu, camide cuma hutbelerine katılma ve dinî bayramlara iştirak etme gibi dinin ibadet ve uygulamalarını; büyükanne ve büyükbabalar, anne-baba, kardeşler gibi aile üyelerini taklit ederek yerine getirmeye başlar. Bu dönemde çocuk, “temyiz” adı verilen bir ayırt etme kabiliyetini kazanma yaşına artık gelmiştir; bu da çocuğun niyet ile eylemi birbirinden ayırmak gibi şeyleri somut bir şekilde ayırt edebildiği anlamına gelir.

Yedi ile dokuz yaş arasında bulunan bu çocuklar, Allah, cennet ve melek gibi kavramları olumlu içerikli; cehennem ve şeytan gibi kavramları ise olumsuz içerikli kavramlar olarak algılamaktadırlar.

Kız ve erkek çocuklar üzerinde gerçekleştirilen araştırmalar, kız çocuklarının dinî duygu ve dinî uygulamaları bakımından erkek çocuklara kıyasla daha yüksek bir eğilim gösterdiklerini ortaya koymuştur.[24]

Kur’an okullarında, daha yedi yaşındaki çocuklara dinin inanç esasları soru-cevap şeklinde öğretilir. Bu, imanın altı şartını ve İslam’ın beş şartını; kavramsal ve uygulamalı açıdan, kelime-i şehadet, necasetten temizlenme, büyük ve küçük abdest, günlük namaz gibi konuları kapsamaktadır. Böylelikle Kur’an okumayı öğrenme ve sureleri ezberleme öncelik kazanır ve çocuğun dini hakkında belirli bir bilgi birikimi edinmesi sağlanmış olur.

E- 9-12 Yaş Arası:[25]

Dokuz ile on iki yaş arasında olan çocuklarda ise dini kavramlara ilişkin zihinsel temsiller daha kapsamlı ve daha zengin bir hâl almaktadır. Örneğin, cehennem; kötü, yakıcı ve korkutucu bir yer olarak anlamlandırılırken, cennet; iyi, güzel, zenginlik ve mutlulukla ilişkilendirilen, çekici bir yer olarak tasavvur edilmektedir.

Ancak Allah, melekler, cennet, cehennem ve şeytan gibi kavramlara ilişkin çocukların zihinsel tasarımları, ailelerinin ve içinde bulundukları sosyal çevrenin kültürel düzeyine bağlı olarak gelişimini sürdürmektedir.

Çocukların gelişiminde ahlâka uygun olmayan durumların önüne geçmek için, Peygamber (s.a.v.), ebeveynlere farklı cinsiyetten olan bu yaş grubundaki çocukların yataklarını ayırmalarını tavsiye etmiştir. Kaldı ki dokuz veya on yaşına gelindiğinde çocuk, cinsiyetler arasında ayırım yapmaya ve kendisinden farklı olanı fark etmeye başlar. Bu nedenle Peygamber (s.a.v.), ebeveynlerin çocuklarının eğitiminde iki özel alana dikkat etmeleri gerektiğini vurgulamaktadır: Bunlarda dinî uygulamalar ve cinsiyetler arasındaki ayırımdır. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v): “Çocuklarınıza yedi yaşında namazı emredin, on yaşına geldiklerinde onları (gerekirse) azarlayın ve yataklarını ayırın” [26] diye buyurmuştur.

2- Piaget Teorisi Çerçevesinde Dinî Aşamaların Analizi

Her şeyden önce, çocuk gelişim psikolojisinde belirlenen dönemlerin, dinî eğitimde tespit edilen dönem ve aşamalarla her zaman örtüşmediğini belirtmemiz gerekir. Bu nedenle dinî eğitim aşamalarından ziyade, referans olarak gelişim psikologları tarafından ortaya konulan aşamalar dikkate alınmıştır. Çünkü psikologlar tarafından belirlenen aşamalar daha kesin olup, daha kapsamlı ve daha ayrıntılı bir şekilde uygulanabilirlik sağlamaktadır.

A- Doğum Öncesi Dönem ve 0-2 Yaş Arası (Duyusal-Motor Çocuk): [27]

Tanımlama gereği, çocuğun bilişsel gelişimi bu dönemde dinî bir öğretime imkân vermemektedir. Bununla birlikte son araştırmaların da belirttiği gibi, fetüsün, hoş bir dinî müzik atmosferini şüphesiz algılayabildiği varsayılmaktadır. Yeni doğanla ilgili olarak, yeni doğanların yetenekleri üzerine yapılan araştırmalar da bunu doğrulamıştır; yeni doğanın algısal kapasiteleri beklenenden çok daha üstün ve çevresiyle etkileşim kurduğu (tat, bakış, işitme) gözlenmiştir.[28]

Bununla birlikte, duyusal-motor dönem özellikle yaşamın ilk iki yılıyla karakterize edilir; bu süreçte çocuk refleks hareketlerden istekli davranışlara geçer. Bu dönemin sonunda çocukta bilişsel gelişimi başlasa da (sembolleştirme, ertelenmiş taklit), bu bilişsel kapasite dinî öğretimin uygulanmasına hala imkân tanımaz.

B- Hazırlık Dönemi: 2-4 Arası ve 7 Yaşına Kadar (Okul Öncesi Dönem):[29]

Bu dönemde bilişsel gelişim güçlü bir şekilde ilerler; sembolleştirme ve bellek (hafıza) belirgin biçimde gelişir: sembollerin kullanımı (başka bir şeyi ifade eden simgeler, kelimeler ya da eylemler) ilk kelimelerin ortaya çıkışıyla birlikte görülür. Kelime dağarcığının artması (3-4 yaş), sembolleştirme, oyun isteği, özellikle de çocuğun bazen oldukça ayrıntılı bir senaryo geliştirdiği sosyal ve dramatik oyunlar bu dönemde mevcuttur. Bu tür canlandırma oyunları sırasında çocuk hayal gücünü geliştirir ve başkalarının bakış açılarına ve duygularına giderek daha duyarlı hâle gelir. Bu da onun dünyaya yönelik benmerkezci yaklaşımını aşmasına imkân verir. Dolayısıyla “rol yapma, canlandırma, Peygamber Muhammed (s.a.v.)’in hayatının güzel (elbette basitleştirilmiş) hikâyesi, Allah’ın varlığı” gibi unsurları alıp değerlendirebilecek durumdadır (çocuğun hayal gücü 3-4 yaş civarında gelişir).

Çocuk (4-7 yaş arası) başkalarına açılır, benmerkezciliği azalır. Başkalarının düşüncelerini anlayabilir ve onları algılayabilir. Bu nedenle başkalarından eğitim almaya (Kur’an’ın ilk okumaları) ve görünüş ile gerçeklik arasında ayırım yapmaya (daha karmaşık şemalar) uygun hâle gelir. Böylece bir mesel ya da atasözünün ardındaki gizli anlamı da kavrayabilir.

C- Somut İşlemler Dönemi: 7–9- 12 Yaş Arası (Okul Çağı):

Yedi yaşında, dinî eğitim alanında çocuk artık “akıl çağına” veya “ayırt etme çağına (temyiz)” ulaşmıştır.[30] Bu nedenle çocuk düşünebilir, akıl yürütebilir, belirli bir mantığa sahip olabilir ve zihinsel işlemlerde bir beceri geliştirebilir; soyutlama ve kavramsallaştırma kabiliyeti de giderek olgunlaşır. Gerçekten de bu dönemde çocuk yalnızca somut performanslar gösterebilir. Yani gerçeklikle, maddi olanla ilişkili; düşünmenin nesnelerin somut olarak kullanılması ve sıralanması yoluyla gerçekleştiği bir aşamadadır. Dolayısıyla düşüncenin somut işlemler dönemi söz konusudur: Düşüncenin, soyut kavramlar üzerinde değil, manipüle edilebilen nesneler üzerinde yürütüldüğü bir faaliyet dönemidir.

İslam eğitiminde bu yaşta, inanç esasları somut ve basitleştirilmiş bir şekilde verilir. Aynı şekilde Kur’an öğretimi de düşünmeye dayalı olmaktan ziyade ezbere dayalıdır. Bu nedenle çocuğun bilişsel kapasitesi (sınırlı) ile kendisine verilen eğitim arasında bir uyum bulunmaktadır.

Sonuç

Çocukta dinî duygu (kavramlar ve pratikler) ile ilgili İslamî eğitim aşamalarının karşılaştırmalı bir incelemesinden sonra, aşağıdaki benzerlikleri tespit edilmiştir:

  1. İslam Dinine göre gelişim aşamaları, Piaget’in bilişsel gelişim teorisiyle uyumluluk göstermektedir.
  2. Doğum öncesi dönemde İslam Dini, eş seçimine ilişkin çok sayıda tavsiye ve anne adayına sağlıkla ilgili öğütler sunmaktadır.
  3. 0-2 yaş döneminde İslam, yeni doğana yönelik ritüel görevler ve emzirme konusunda verilen tavsiyeler de dahil olmak üzere ebeveynlere bazı görev ve sorumluklar önermektedir.
  4. 2-4 yaş döneminde İslam, çocuk için basitleştirilmiş bir eğitimi vurgulamaktadır.
  5. 4-7 yaş döneminde eğitim daha karmaşık hâle gelmektedir (antropomorfizm, simgeler, semboller, anlatılar ve hikâyeler).
  6. 7- 9- 12 yaş dönemlerinde İslam, bu eğitimi daha geniş bir zaman dilimine yaymakta ve çocuğun bilişsel gelişim aşamalarıyla uyumlu olarak yavaş ve basit bir ilerlemeyi tercih etmektedir.

[1] Bkz. Bukhârî, Nikâh, 15; Müslim, Radâ’, 53.
[2] Bkz. Selçuk Muallâ, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler, TDV. Yay, Ankara, 1991, s. 45.
[3] Nahl, 78.
[4] Bukharî, Enbiyâ, 19; Müslim, Birr, 159.
[5] Bkz. Vergote, Çocuklukta Din, A.Ü.İ.F. Yay. CXXII, s. 317.
[6] Bukharî, Cenâiz, 79,80,93, Müslim, Kader, 22-25.
[7] Bukharî, Edeb, 105.
[8] Bkz. Tirmizî, Akîka, 19. Elbanî hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. Bkz. Sahîh et-Tirmizî, n° 1226.
[9] Bkz. Bukharî, Libâs, 63; Müslim, Tahâret, 49.
[10] Bkz. Ali al- Muttakî, Kanzu’l-Ummâl, t.VI, s. 143.
[11] Bkz. Selçuk Muallâ, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler, s. 45, 68.
[12] Bakara, 233.
[13] Bkz. Ali al- Muttakî, Kanzu’l-Ummâl, t.VI, s 143.
[14] Bkz. Encyclopedia of Religion and Ethic, James Hastings, edit. Charles Scribner’s Sons, New York, 1950, III, 520.
[15] Bkz. Vergote, Çocuklukta Din, s. 319.
[16] Bkz. Encyclopedia of Religion and Ethic, III, 520.
[17] Bkz. Bilgin Beyza, Okul Öncesi Çağı Çocuğunda Dini Kavramlar, M.E.G.S.B. Yay., Din Öğretimi Dergisi. VIII-IX, Ankara, 1986, s. 27.
[18] Bkz. Mailhot Bernards R.P., Et Dieu Se fit Enfant, Cahiers de Psychologie Religieuse, II, A.S.J., Bruxelles, 1968, s. 30.
[19] Bkz. Mailhot Bernards R.P., a.g.e. s.30.
[20] Bkz. Mailhot Bernards R.P., a.g.e. s.30.
[21] Bkz. Selçuk Muallâ, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler, s. 88-89.
[22] Bkz. Selçuk Muallâ, a.g.e., s. 77.
[23] Daha fazla bilgi için bkz. Selçuk Muallâ, a.g.e., s. 78-82.
[24] Bkz. Hökelekli Hayat, Din Psikolojisi, TDV. Yay., Ankara, 1998, s. 55-56.
[25] Bkz. Selçuk Muallâ, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler s. 95,98.
[26] İmam Ahmed, el-Müsned, XIV, 456; Ebû Dâvûd, Salât, 26. Elbanî hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.  Bkz. Sahîh Ebû Dâvûd, n° 508, 509.
[27] Bkz. Selçuk Muallâ, Çocuğun Eğitiminde Dini Motifler s.  45.
[28] Bkz. Selçuk Muallâ, a.g.e. s. 54.
[29] Daha fazla bilgi için bkz. Piaget Jean and Barbara Inhelder, The Psychology of the Child, Basic Books, Inc., New York, 1959, ss. 92-100.
[30] Bkz. Gessel and Frans L. Ilg.

Exit mobile version