Ana SayfaTasavvufHiç Bizi Hatırladığın Oluyor mu?

Hiç Bizi Hatırladığın Oluyor mu?

Bu satırlar, padişah ile dervişin o derin diyalogunu merkeze alıyor. Allah’ı unutmanın içsel boşluğun kaynağı olduğunu vurgulayarak, gerçek huzurun ancak O’na yönelmekle bulunabileceğini ve ruhun gerçek pusulasının ilahi bağ olduğunu hatırlatıyor.

Hatırlamak, aslında unutmanın en derin yüzüdür. Zira zihnimiz bir şeyleri hatırlar, çünkü başka şeyleri unutmuştur. Padişah ile bir derviş arasında geçen şu diyalog, bu gerçeği yeniden düşündürtür:

Padişah sorar:

— “Hiç bizi hatırladığın oluyor mu?” Derviş cevap verir:

— “Evet, Allah’ı unuttuğum zamanlarda.” (Sadi)

Bu kısa diyalog, sade kelimelerin ardında insan ruhunun temel ihtiyacını saklar. Dervişin yanıtı, Allah’a yönelmenin bir insanın hayatındaki en büyük öncelik olduğunu anlatır. Aslında o, yalnızca Allah’ı hatırladığını değil; O’nu unuttuğu her anın bir gaflet olduğunu da itiraf eder. Çünkü onun gözünde, Allah’tan başka bir varlığı hatırlamak, O’nu unutmakla eşdeğerdir.

Peki biz, kendi hayatımızda gerçekten kimleri hatırlıyoruz? Ve bu hatırlayışlarımız, aslında neyin göstergesi?

İnsan çoğu zaman, dünyevi meşguliyetlerin, bitmek bilmeyen koşuşturmaların ve anlık tatminlerin içinde Allah’ı unutur. Ne acıdır ki, bu unutma hali iç dünyamızdaki o dinmeyen huzursuzluğun da asıl kaynağıdır. Dervişin “Allah’ı unuttuğum zamanlar” diyerek padişahı hatırlaması, dünyevi hatırlatmaların aslında ruhani bir eksikliğin yankısı olduğunu fısıldar bize. Belki de bizi bir şeye doğru çeken her özlem, başka bir boşluğun aynasıdır.

İnsan gerçekten Allah’a yöneldiğinde, dünyevi sıkıntılar ve korkular anlamını yitirir. Allah’ı hatırlamak, yalnızca geçici bir huzur değildir; aynı zamanda ruhsal bir denge bulma hâlidir. İçimizde o dengeyi bulduğumuzda, dış dünyanın gürültüsü de etkisini kaybeder.

Muhtaç Olmamak: Gerçek Özgürlük ve Huzur

Hikâyenin devamındaki şu sözler, dervişin inanç dolu dünyasını daha da berraklaştırır:

“Hakk’ın katından kovulan kişi her tarafa koşar, sığınacak yer bulamaz; sevgiyle çağırdığı kimse ise başkasına muhtaç olmaz, kimsenin kapısını çalmaz.”

Bu sözler, ilahî sevginin insanın tüm ihtiyaçlarını karşılayan yegâne kaynak olduğunu anlatır. Gerçek özgürlük, başkasına muhtaç olmamaktan geçer. Allah kulunu sevgiyle çağırdığında, o kul artık başka kapılara yönelmez. O’nun himayesi, insanın en güvenli sığınağıdır.

Allah’tan uzaklaşan kişi ise sürekli bir arayış içinde savrulur; kariyerde, zenginlikte, statüde huzur arar ama bulamaz. Her kazançta bir eksiklik, her sevinçte bir gölge hisseder. Oysa Allah’ı hatırlayan, kalbinin zaten dolu olduğunu bilir. Gerçek huzur, padişahların saraylarında değil, kalbin O’na yakınlığındadır. Bir derviş gibi her an Allah’a yönelmek, hayatın boşluklarını doldurmanın en saf yoludur.

Bu hikâye, Allah’ı hatırlamanın yaşamın temel huzur kaynağı olduğunu derin bir bilgelikle anlatır. İnsan, dünyevi meşguliyetlerin içinde kaybolsa da gerçek tatminin yalnızca Allah’ı anmakla mümkün olduğunu fark eder. Dervişin cevabı, dünyevi güçlerin ruhu doyuramayacağını; bu boşluğu yalnızca ilahî sevginin doldurabileceğini gösterir.

Peki ya biz? Telefonumuzun ekranında yüzlerce kişi varken, kaçımız ruhumuzun pusulasına dönüp gerçek “hatırlamayı” deneyimliyoruz? Gün bitip sessizlik çöktüğünde, kalbimizde kalan o boşluk aslında neyin sesi? Bizi gerçekten “bize” yapan, başarılarımız mı, yoksa ruhumuzun derinliklerindeki o ilahî bağ mı?

Ruhumuzun pusulası, onu yönlendiren iradeye bağlıdır. O hâlde sormalıyız: Kalbimizin gerçek yönü neresi? Hangi “hatırlama” bizi huzura, hangi “unutma” bizi boşluğa sürükleyecek?

Belki de bu, her gün yeniden sormamız gereken en sessiz ama en derin sorudur.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Zamanın Esirinde, Kâinatın Diline Karşı