Ana SayfaAhlakİllüzyon ve Kul Hakkı

İllüzyon ve Kul Hakkı

Telaşlı bir şekilde içeri girip üzerini değiştirdi. Mesai başlamadan masanın üzerine makyaj malzemelerini yaydı. Hem makyajını yapıyor hem de yanındaki arkadaşına söyleniyordu.

“Düpedüz sahtekârlık bu! Yok, yok, alenen dolandırıcılık.”

Arkadaşı gülümsedi. “Yine kime kızdın?”

“Kimseye değil, bu yaptığımızı diyorum. Birazdan ne hâl alacağım? Gecenin uykusuzluğu, beslenme yetersizliğim, öfkem, hastalık veya tenimin ifade ettiği ne varsa hepsini bloke ediyorum.

Değiştirdiğim ne varsa aslında bir izahı yok ediyor.

Anlık hâlimin gerçeğini süsleyip bezeyip setrediyor.

Günümüzün en yaygın sorunu.

Kimin niyeti ne olursa olsun, aslını başkalaştırmak taraflardan biri için sürekli olumsuz neticeye dönüşüyor. Başkalaştırma sebebi daima dürüstlüğün önünde engel değildir, yaptığına göre değişir.

Seri üretim ile kokular satılıyor. Belli çiçekler, ağaç ve baharatlardan. Bir bakıma eşitlik sağlıyor. Herkesin eşit nefasette kokuyor olması güzel, ne var ki her insan bireysel ele alınıp bireysel iletişim kurulup bireysel hissedilecek özelliktedir.

Kişinin kendine has beslenme biçimi, kendine has sindirme özellikleri ve kendine has hormon düzeniyle bambaşka, benzersiz kokulara sahiptirler. O özel koku ile kendine uygun insanı bulur. Gerçek tamamlayanı doğru olarak tespit edebilir.

Kendine ait özel kokusunu temizlik esnasında ortaya çıkarır. Oysa kul ürünü kokular, parfüm ve deodorantlar ile bloke edilen gerçek koku yerine ulaşamaz. Sadece dürtüleri harekete geçiren, nefsi ayağa kaldıran, eşitleyen yapay malzemelerle kaosun kapıları açılır.

Arkadaşım, yüzeyi silinmiş, çizilmiş döküm pilav tenceresini kaplatmaya götürdü. Geldiğinde sıfır tencereden tek bir farkını bulamadım. Öyle ürkütücü bir şeydi ki bu: Satış fiyatı 3 bin olan tencere, 3 yüze yapılmıştı. Hemen aklıma pazarda döküm tencereyi 3 yüze alıyorlar, muhteşem iyi diyen diğer arkadaşım geldi. Evinde ekmek yapmıştım kendime. Gerçekten çok iyiydi. Bir de konuşmuştuk üzerine: Bu kadar iyiyi nasıl o fiyata veriyorlar? Çalmış olamazlar bir kamyon dolusu malı.

İkinci el, eskiciler, geri dönüşüm, her ne şekilde olursa kaliteli ve kullanılmaz tencereler kaplanıp sıfırlanıyor ve yeniden satılıyor.

Haberlerde ilgimizi çekmiştir, düğünden sonra eşinin eski fotoğraflarını görüp boşanan adam. Sonra bir ileri gitti, çocuğu olunca eşinden ayrılıp tazminat alan adam. Hak ediş sebebi, dolandırılmış olması. Allah’ın yarattığı ağız, burun, yanak, çene, kaş, kirpik; hepsi ile fizyonomik yüz okuma da kişi karakterini sunar. Büyük burun cesarettir. Minicik yap, tek kaşı kemana çevir, toparlak çenen sivrileşsin, kupkuru yüze dolgun elmacık kemikleri. Ruhunun desenlerini vitrine dizer Rabbim hatlarınla ve sen sana uygun insanları çeker, onlarla huzur bulursun. Neden minicik burunlu, lokma dudaklı insanlar orantı olarak çok azdır? Çünkü gül gibi, orkide gibi narin ve zayıftır. Kalabalık onları yüzlerinin letafeti uğruna bakar, korur. Şimdi tüm kalabalık orkide, gül ama içlerinde panterler, Zeynalar var. Savaş alanı ortalık; kim kimi kollayacak, kim kimi nazlayacak belli değil.

Sanat var, sanatçı yok. Yeteneği olmayan herhangi bir sanat dalına ilgi duymazdı. Çünkü sanat zor uğraştır. İçindeki cevheri bulana kadar seni elekten süzer, rendeden geçirir, kavurur, pişirirdi. Bir ebru sanatının bu kadar kolay hâle getirilmesi o sanatın öldürülmesidir. Veya heykeli testerelemek. Kili şekillendirmek. Çiniyi kopyadan çizmek. Her şeyin kolayı onun ucuzudur. Her ucuzun kıymeti zevkini alana kadardır.

Sadece değiştirmiyor, eskitip yok ediyoruz aynı zamanda.

Online eğitimlerle her şeyin köpüğüne de ulaştık. Yetkinlik, liyakat lügatlarda kaldı. Koçlarımız var, psikologları atlatan. Psikologlarımız var, psikiyatr yerine ilaç yazan. İki kere seyredip ustayım diye sıva yapan, oradan buradan boş sertifika ile masaj yapan, sağlık ve estetikte hizmet sunan.

Kolaylaştıralım, yozlaştırmayalım. Zekâ, işin sorununu gidermek için yüklenmiş bir yetidir. Sıkıntı hâlinde kolaylık sağlar. Uzun vadede işlerin kolaylıkla yürütülmesi için çareler, sistemler inşa eder. Bu denli hileye çalıştırıldığı olmamıştır.

Neticeye odaklanıp kimin kurulu sistemi ne ile deldiği, ne kadar menfaat elde ettiği gözlenip üzerine çalışıldığı HİLEKÂRLAR dönemi olmamıştır dünya tarihi üzerinde. Hile yapan zahmetli ölür. Zahmetsiz güzel ölüm dileyen, elini titrek bulur yanlışa uzatırken. Ellerimiz beton, gönüllerimiz granit oldu, eyvah.

Çocuğuna pazara giderken “iğneye gidiyorum” diyen anne, onun o an acı çekerek kendine izin vermesini zafer saydı. Arkadaşlarıyla eğlenceye giderken “kütüphaneye gidiyorum” diye o evlat annesinden intikam aldı. Anlık zaferdi ikisininki de; biri zamandan, mekândan ziyan, diğeri ise anlık kârdı.

Boynuz kulağı geçmeye devam eder, durmaz. Ehlinde kandırmanın ustalığının mühim olduğunu öğrenen durur mu? Vergide hile, devlete giydir; işinde hile, müşteriye giydir; evinde hile, eşine giydir; hukukta hile, mazluma giydir. Mahşerin sıcağında, cehennemin alevinde ayıklanır ne varsa fazladan giydirdiğin.

İllüzyon dünyasındayız, kul hakkını kaldırdık. O, Allah’ın bile “Ben karışmam.” dediği nokta. Ne kadar hızlı, o kadar görünmezdir illüzyon. Hızla, aklın yakalayamadığı bir yer. Bazen de yavaş değiştirirsin, ufak ufak ona, buna, şuna yarasın diye; minik minik, cami saçaklarında mermerin oyulduğu su damlalarının sanatında olduğu gibi. Koskoca Osmanlı’nın evlatlarının sokaktaki silüetleri gibi.

Oyun devam ediyor. Son nefesimize kadar nelere şahit olacağız, neleri dâhil olacağız, nelere sahip çıkacağız; hepsi bir bir okunacak mahşerin şiddetinde.

Elbette at binenin, kılıç kuşananındır. Atını, kılıcını seçmek ise akıl, iman, vicdan sonucudur.

Rabbim, sevdiği kullar hürmetine sırat-ı müstakimde sabit eylesin bizleri.

Hasbiyallah ve ni’mel vekil…

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Vakit…Dir

İzin Alma Sanatı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz