Ana SayfaİbadetlerTercihlerimizden İbaretiz

Tercihlerimizden İbaretiz

Elinde tercih kağıtlarıyla odasında olduğu ana gitti. Zaman ona bu fırsatı verseydi her şey ne kadar güzel olurdu. Bu mümkün değildi. Aile baskısı, okulda öğretmenler… Şu an bir konser salonunda, kuliste alkışların coşkusuyla heyecanlanmış da olabilirdi. Veya bir karar odasında suçu kesinleşmiş birini merhamet süzgecinden elemeden cezalandırıyor da olabilirdi. Çok ciddi bir kararın eşiğinde, bir başına alamayacağı kadar büyük sorumlulukla boğuşuyordu.

Dr. Aslı beyin cerrahıydı ve beyin ölümünü onaylamak için odasında tetkiklere son bir bakıyordu. Hastası, en sevdiği dostunun 20 yaşındaki kızıydı. Kurul karar ve imzadaydı, sıra… Ne zaman böyle bir şey olsa hep aklına ses sanatçısı olmak istediği gelir ve içinden içinden bir türkü tuttururdu. Bu kez canı çok yanıyordu.

Hayat çok katmanlı oyun platformu gibi. Bizim küçüklüğümüzde MARİO diye bir oyun vardı. Hayatı anlamam için kurgulanmış gibiydi. Zaman verip tek oynadığım oyundur. Eminim tüm oyunlarda hayata dair ipuçları yakalamak mümkündür; ancak keçiboynuzu kemirmek gibi, çoğu odun çiğnemekten ibaret, bir iki minnak şeker tadı almak için. Mario’da bir aşamada aşağıdan yukarı çıkan asansörler vardı. Koşarak gelip atlıyordun, bir iki saniye sonra da tekrar sabit zemine geçiyordun. Öyle hızlıydı ki, oynayanlar bilir, anında boşluğa düşüp oyundan siliniyordun.

O asansör çoğu zaman namaza niyet anı gibi geldi bana. Cemaatle kılarken tam hocayla aynı anı yakalamak çok sevaptı, kendin kılarken de tam niyet anı ile tekbir anı birleşirse namaza giriyorsun, yoksa kaçıyordu. Hâlâ namazda en ürktüğüm kısımdır, namaza giriş. Bazen tekrar etmek zorunda hissederim.

Aynı boşluğa asılı, hızla kayan asansör, hayatımızın her karar anında önümüze dikilir. Zaman sıkıştırır, zihin karıştırılır, etkenler uzaklaştırılır ve hop, atlarsın. Atlarsın da istediğin basamak mı, ineceğin durak mı, sonradan anlarsın. Şartlar ve insanlar hassas ruhlar üzerinde ciddi baskı oluşturur. Basit bir yemek seçiminde büyükler başlar ilk önce: “Onun yerine bunu yesen, bu çok daha sağlıklı. Bu saatte o yenmez, ağır gelir.” Zaman ilerler, bu kez ifadeler değişir: “Onu nasıl içiyorsun, çok zararlı.” Kişi kendi tespiti, kendi kişisel tercihiyle sütü, kahveyi, ayranı, asitli içecekleri hayatından çıkarır. Faydasını görür ve sonraki kalabalıklarda kim olduğuna bakmadan ulu orta herkese “aman içme” diye ferman verir. Güçlü karakterli insanlarla tartışma sebebi olurken, ince ruhlu insanlara içe kapanma ve ortamın lezzetinden kopma nedenidir.

Tercih kişiseldir. Karakteristik ve fizyolojiktir. Bazen zaruri, bazen trajiktir. Ne var ki hâlâ ve daima kişiseldir. Çocuklarımız dahil, sadece tatlı bir öneri sunmanın ötesinde zorlama, baskı, yaptırım gibi etkilerle sonuca ulaşılması beklenilecek bir durum değildir. Sen eti yemezsen vejetaryen olursun, zararlı diye yedirmezsen zulmetmiş olursun. “Y olur mu öyle şey?” diye istemeyene zorla yedirirsen yine zulmetmiş olursun.

Karar kişiye aittir, bedelini de kendisi karşılar. Bize düşen, hal dili ile örnek teşkil etmek, kararsız kalana uygun bir dille ifade etmek. Giriş kodlarını bildiğimiz, nazımızı çeken dostlara tatlı ifadelerle örnekler sunmak olabilir.

Tercihlerin niyetle karara bağlandığı, gayretle şekil alıp nihayetinde tarifsiz sevaplarla donatıldığı bir mübarek zaman dilimini tamamladık.

“Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi, sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin daha hayırlıdır.” (Bakara 183-184)

Niyetlerini edenler, gayretlerini gösterdi, gereğince hareket etti veya etmeye çabaladı da bayrama erdi. Kabul olunmuş oruçların kutlamasıdır bayram. Niyetlerine şekil veren, gönlüne kıymet verip niyetlerini eleyen, ölçen, biçen, temizleyenlerin sevinç günüdür bayram.

Karar verir gönül: “Ben Rabbimin benden istediğine tabiyim. Faydası, sebebi, hikmeti hep onda. Niyetimin hâlis olması dışında benim elimde olan bir şey yok. Niyetimin lezzetini nasip eden de o. Gözlerimi kapatıp sadece tabi olmanın keyfindeyim ben. Kul olmayı tam olarak hissetmek için yapacağım. Açlık, paylaşmak, bilmek, bulmak, hissetmek bizim zorlandığımızda giydirdiğimiz süsler. Hepsi bir yana, Allah’ım ben sadece sen istiyorsun diye. Takvim tutup, zaman verip, tarif edip gönderdiğin tüm peygamberlerle (a.s.) detay detay izah ettiğin bu ibadeti yapmaya niyet ediyorum. Gerisi sende Allah’ım. Senin mülkünde, senin emanet ettiğin bedenle, senin verdiğin nimetleri sadece iznin olan zamanda tüketip neyi murad ettiysen onu hissetmeyi arzuluyorum. Şifaya sebep, affa sebep, güzelliğe, rızaya, huşuya, takvaya nereye taşıyacaksa bedenimi, ruhumu oraya taşısın Allah’ım. Aklımı karıştırmadan ruhumla niyet ediyorum. Bana böylesi bir yakınlıkla seni bulmayı tarif ettiğin için sonsuz hamdü senalar ediyorum…”

Sadece açlıkmış gibi, fakirleri anlamak üzerinden alay edilen, şakalarla iftarın haz ve keyfiyetine dokunulan bir Ramazan-ı Şerif’i geride bıraktık. Herkes kendi iç dünyasının dinamikleriyle, kimi bulunduğu toplulukta kabul görmek, kimi sağlık açısından fayda bulmak, kimi ailevi geleneği sürdürmek, kimi fukaranın hâlini anlamak, kimi safiyane emre tabi olmak gibi sonsuz farklı nedenle aç kalmayı tercih etti. Rabbü’l-âlemîn namazda titizlenir. Sayısız filtre ile en hâlisini bulup kabul ederken, orucu niyetten itibaren içeriğine bakmaksızın kabul edip derecelendirir.

“Aziz ve celîl olan Allah: ‘İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.’ buyurmuştur.” (Buhari Savm 9)

Tercihler yapıldı, gereğine yapışıldı, mübarek zaman geldi, aldı götürdü; günahları af deryasına, amelleri kabul deryasına iletti ve gitti.

Bayramın rengi, gönlümüzün huzurunun dengi. Ruhlarımızın sevinci, idrak ettiğimiz kulluğun ahengi. İkramlar, fitre ve zekâtlar, salavatlar, hatimler, teravih ve tesbih namazları, kelime-i tevhidler, işraklar, Yasin-i Şerif’lerle telli duvaklı yükselip uzaklaştı mübarek kutlu ay.

Rabbim hâlimize sebat ve selamet, kötü hâllerimize şifa ve iyilikler ihsan eylesin. Bir sonraki Ramazan’a kadar bizleri doğru tercihlere niyet eden, rızası için çabalayan, sevdiği kullarından eylesin.

Mutlu bayramlar…

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Zamanın Esirinde, Kâinatın Diline Karşı