VAHİY EKSENİNDE EĞİTİMDE MÜREBBİLİK/ÖĞRETMENLİK ANLAYIŞI: BİLGİNİN AŞAMALILIĞI, ÖĞRETMEN REHBERLİĞİ VE AHLAKÎ SORUMLULUKLAR ÜZERİNE
Eğitim, insanın hem zihinsel hem de ahlaki yönünü geliştirmeyi hedefleyen kapsamlı bir süreçtir. Kur’ân’ın “Rab” kavramı, eğitme ve yetiştirme anlamında terbiyeyi içerdiği için mürebbi, yalnızca bilgi aktaran değil, insanın iç dünyasını da şekillendiren bir rehberdir. Kur’ân, bilginin önemini ve öğreticinin rolünü şu ayetle açıkça ortaya koyar: “Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkâr olan, ahireti hesaba katan ve Rabb’inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.” (Zümer 39/9). Bu ayet, eğitimin değeri kadar bilginin kişiyi dönüştüren niteliğine de vurgu yapmaktadır. Aynı şekilde Kur’ân’da Hz. Peygamber’in görevi de eğitim merkezinde konumlandırılır: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara 2/151).
A. Bilginin Aşamalılığı: Pedagojik Temeller ve İlahi Düzen
Kur’ân’da her şeyin kademeli bir düzen içinde yaratıldığı bildirilir: “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer 54/49). Bu ilke, bilginin de ölçülü ve aşamalı olarak verilmesi gerektiğini destekler. Nitekim Kur’ân’ın indirilişi bile aşamalı olmuştur:
“Ayrıca onu sürekli okunan bir Kur’an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın; çünkü biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.” (İsrâ 17/106). Bu ayet, eğitimde aşamalılığın ilahî bir yöntem olduğunu açıkça ortaya koyar.
B. Küçük Bilgilerin Küçümsenmesi ve Kibir
Küçük bilgilerin küçümsenmesi öğrencide kibir üretir. Kur’ân kibri şöyle kınar:
“Allah’a kulluk edin ve O’ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın; ana-babaya ve akrabaya, yetimlere ve yoksullara, kendi çevrenizden olan komşulara ve yabancı komşulara, yanınızdaki dosta, yolcuya ve meşru şekilde bihakkın sahip olduklarınıza iyilik yapın! Unutmayın ki Allah kendini beğenmiş övünen kimseleri küstahları sevmez.” (Nisâ 4/36). Bu ilahî uyarı, küçük bilgi basamaklarını küçümseyen eğitim anlayışının tehlikesini gösterir. Bilgiye kibirle yaklaşan kişi, Kur’ân’ın ifadesiyle gerçeğe gözünü kapamış olur: “Kitap verdiklerimiz, kendi oğullarını tanıdıkları gibi Onu tanırlar. Aslında, onların arasından bir küme, bilmesine karşın gerçeği gizliyor.” (Bakara 2/146).
C. Büyük Bilginin Ulaşılamaz Gösterilmesi ve Motivasyon Kaybı
Kur’ân insanın öğrenme kapasitesine güvenir: “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 2/286). Bu ayet, büyük bilginin ulaşılmaz gösterilmesinin yanlışlığını teyit eder. Her insanın fıtratına uygun bir öğrenme kapasitesi mutlaka vardır. Ayrıca Kur’ân, doğru bilgiye/Hakka ve hakikate erişimin mümkün olduğunu bildirmiştir:
“Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz (Takvâ sahipleri için kolaylaştırırız).” (Leyl 92/5-7).
Mürebbinin Rehberlik Rolü: Takip, Teşvik ve Değerlendirme
- Öğrenciyi Takip Etme Sorumluluğu
Kur’ân’da rehberlik ve sorumluluk birlikte anılır: “Herkes kazandığından sorumludur.” (Müddessir 74/38). Bu ayet öğrencinin sorumluluğunu belirlediği kadar, öğretmenin onu takip etmesine dair pedagojik bir zemin oluşturur. - Teşvik ve Övgü
Kur’ân’da övgünün ibret ve teşvik amacıyla kullanıldığı birçok ayet vardır. Örneğin:
“Onlar sabrettiler; Rableri de onlara mükâfat verdi ve sabırlarına karşılık onlara cennet bahçeleri ve tarifi imkânsız özgür bir (hayat) bahşedecek.” (İnsan 76/12). Ödül ve takdir, öğrenmede motivasyonu arttırmanın ilahî yöntemlerinden biridir. - Tekrar ve Kalıcı Öğrenme
Kur’ân’ın birçok ayette kendini “zikr” yani hatırlatma şeklinde tanımlaması, tekrarın önemini ortaya koyar: “Sen (gerçeği) hatırlat! Şüphesiz ki hatırlatmak müminlere yarar sağlar.” (Zâriyât 51/55). Bu ayet, müzakere ve tekrarın pedagojik değerini temellendirir.
Ahlakî Öğretmenlik: Nezaket, Merhamet ve Adalet Temelli Yaklaşım
- Nezaket ve Merhamet
Kur’ân, öğretmenin öğrenciye karşı nezaketini Hz. Peygamber’e hitaben şöyle ifade eder: “Allah’tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın. Kaba, katı yürekli olsaydın, şüphesiz ki etrafından dağılırlardı. Onları affet; bağışlanmaları için dua et, iş(ler) hakkında onlarla istişarede bulun! Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a güven! Şüphesiz ki Allah kendisine güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân 3/159). Bu ayet, merhametin eğitimdeki vazgeçilmez yerini ortaya koyar. Yumuşak üslup, öğrenci motivasyonunun temel kaynağıdır. - Fanatizm ve Dayatmacı Yaklaşımın Reddedilmesi
Kur’ân, yanlış bir otoriteye kör bağlılığı “atalar dini” şeklinde eleştirir:
“Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyunuz” dendiğinde, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Ya ataları akıllarını kullanamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler de mi?” (Bakara 2/170). Bu ayet, öğretmenin öğrenciyi kendisine değil hakikate yönlendirmesi gerektiğinin ilahî delilidir. - Öğretmenin Adalet Sorumluluğu
Kur’ân öğretmeni de kapsayan genel bir ilke olarak şöyle buyurur:
“Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun! Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin. Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever.” (Hucurât 49/9). Bilgiyi adalet, denge ve hakkaniyetle aktarmak bir mürebbinin asli görevidir.
Görüldüğü üzere ilgili ayetler mürebbiliğin ilahî, ahlakî ve pedagojik temellerini bütüncül bir bakışla ortaya koymaktadır. Kur’ân’ın bilginin değerine, öğretmenin görevine ve eğitimin ahlakî niteliğine yaptığı vurgu, modern pedagojinin ilkeleriyle son derece uyumludur.
Sonuç olarak:
- Kur’ân bilginin aşamalılığını teşvik eder (İsrâ 17/106; Kamer 54/49).
- Kibirli ve küçümseyici bilgi yaklaşımı reddedilir (Nisâ 4/36).
- Öğrenci motivasyonunu kıran öğretim anlayışı doğru değildir (Bakara 2/286).
- Nezaket ve merhamet eğitimde zorunludur (Âl-i İmrân 3/159).
- Fanatizm ve dayatmacı eğitim reddedilir (Bakara 2/170).
- Öğretmenlik adalet merkezli bir sorumluluktur (Hucurât 49/9).
Bu ilkeler doğrultusunda ideal mürebbi/öğretmen; bilgiyi sabır, ölçü, nezaket ve adaletle öğreten; öğrenciyi kendi şahsına değil hakikate yönlendiren ve onların hem zihnî hem ahlakî gelişimini bütüncül bir bakışla gözeten kişidir.




