Saygıdeğer Okuyucularım,
Namaz, müminin miracıdır. Günde beş kere dünyayı ve dünyalığı arkada bırakıp ihlas ve samimiyetle Allah’a yönelmenin adıdır namaz. Namaz, bizlere yalnızca yerin üstünü değil, altını da düşündürür; hayatımızı düzene ve disipline koyar. Namaz, Allah Ekber diyerek kıbleye yönelmek, Allah’ı en yüce bilmek ve O’ndan gayrısının önünde eğilmemek demektir. Namaz, Rab ile kul arasındaki en işlek yol; Allah ile konuşma bahtına ermenin edep ve saygı meclisidir.
Namazın sayılamayacak kadar birçok faydası bulunmaktadır. Konumuzu oluşturan ayet-i kerime ise şöyledir:
(أتل ما أوحي إليك من الكتاب وأقم الصلاة، إن الصلاة تنهى عن الفحشاء والمنكر، ولذكر الله أكبر، والله يعلم ما تصنعون)
“Ey Râsulüm, sana vahyedilen kitabı oku ve namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir”.[1]
Namazın faydalarını kendinde toplayan iki özelliği üzerinde durmak istiyoruz. Namaz, 1) insanı ahlak dışı söz ve davranışlardan; 2) dine, akla ve sahih örfe ters düşen uygunsuz ve nahoş olan şeylerden alıkoyar. Çünkü namaz, önce günlük hayatımızı başıboşluktan kurtarıp düzene sokmamızı sağlar. İçerdiği fiziksel hareketlerle bedene canlılık ve sağlık kazandırır, bilinci artırır. Vicdanı geliştirip kalbe huzur verir. Ayrıca cemaatleşme şuurunu kuvvetlendirir ve idraki uyanık tutar, böylelikle fertleri toplumdan kopmayan bireyler hâline getirir.
Namaz insana kişilik kazandırır. Her şeyden önce kula kul olmanın zilletinden kurtarıp Âlemlerin Rabbine kul olma şerefine eriştirir. Kuvvet ve kudreti bütünüyle Allah’a irca etmemizi ilham eder. Bu bakımdan namaz bütünüyle zikirdir, tesbih ve tekbirdir; dua ve niyazdır. Allah’ı anmak, O’na yakınlığı sağlar ve emirlerine kayıtsız şartsız uymayı telkin eder. Kısacası Allah’ı anmak, O’nun kelamıyla O’na hitap etmek büyük bir ibadettir.
Namaz, insanı günde beş defa dünya meşgalesinden ve maddenin peşine takılıp yuvarlanmaktan çekip alır. Olaylar karşısında dayanma gücümüzü artırır. Hakkın üstün gelmesi ve batılın ezilmesi bakımından insana gerekli manevi gücü sağlarken, maddi yönden de üstün gelmenin meşru yollarını gösterir. Meseleyi özetleyecek olursak;
- Namaz en büyük zikirdir.
- Namaz, imanın alameti, kalbin nurudur.
- Namaz, Müminin miracıdır. Namaz sayesinde Mümin Hakk’a kul olmanın manevi huzuruna yükselir.
- Namaz dinin direği, ruhumuzun gıdasıdır.
- Namaz, Yüce Allah’ın emrettiği, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in öğrettiği şekilde yapılan bir ibadettir.
- Namaz, Müslümanlara, hicretten yaklaşık bir buçuk yıl önce Miraç hadisesinde beş vakit olarak farz kılınmıştır.
- Namaz akıllı, ergenlik çağına girmiş her Müslüman üzerine farz-ı ayın olan ve terkinde mazeret kabul edilmeyen mübarek bir vazifedir.
- Namaz Rabbimizin verdiği nimetlerine şükürdür. Her vaktin namazı, o vakitte bulunmanın şükrüdür.
- Allah Rasûlü (s.a.v)’in; “gözümün nuru kılındı”[2] dediği namaz ibadetin ruhudur.
- Namaz, vakti geciktirilmesi caiz olmayan bir ibadettir.
- Namaz, amellerin en faziletlisi olduğu konusunda âlimlerin ittifak ettiği bir ibadettir.
- Namaz, aile ve efradımıza emredeceğimiz ve kendimizi devamlı yerine getirmekle mükellef kılacağımız ilahi bir fermandır.
- Namaz, Kur’an’da yalnız başına 88 yerde, zekatla birlikte 37 yerde zikredilen ve 30 kadar da ibadet lafzıyla birlikte toplam 155 defa anılan bir ibadettir. Dolayısıyla Allah’ın bize tekrar tekrar namazı emretmesi, onun önemini bildirmek maksadıyladır.
- “Yeryüzünde hükümranlık yalnız Allah’ındır”[3] inancını yerleştirmek için meşru kılınmış bir ibadettir.
- Namaz, Allah’a teslimiyetimizi ve minnettarlığımızı bildirmektedir.
- Müslüman olanla Müslüman olmayanları ayırt eden bir alameti farikadır.
- Namaz, büyük günahlardan kaçınıldığında küçük günahlara kefarettir.
- Namaz, kulun kıyamet gününde ilk hesaba çekileceği bir ibadettir.
- Namaz, şükrün bütün çeşitlerini toplayan bir ibadettir.
- Namaz, ruhumuzu temizleyen, kalbi aydınlatan, Müslümanı yüksek duygularla buluşturan; kötülüklerden alıkoyan[4], hayra, tefekküre, tevazua ve intizama sevk eden bir ibadettir.
Namaz, netice itibarıyla Müslümanı günahlardan arındıracak, Hak Teâlâ’nın, nice ihsan ve keremine kavuşturacaktır. Bizleri bu mukaddes ibadetle mükellef olma şerefine nail etmiş olan mabudumuza ne kadar şükretsek azdır.
Allah’ın emrettiği, Hz. Peygamber’in de gösterdiği şekilde namaz kılan bir Müslüman maddede derinleşirken manada yücelir. Yücelmek için de namaz kılmak şarttır.
Tarihimize göz attığımızda ecdadımızdan hangisi namazı ihmal etmiş boş ve kuru davaların peşine düşmüştür. Ecdadımız namaz ibadetiyle gecelerini ihya edenler değil miydi? Bu şekilde yaşadıkları için cihanda örnek bir devlet kurup dünyaya insanlık dersi vermemişler miydi?
Unutmayalım ve tekrar söyleyelim ki, namaz kılmayan kimse bu ümmete yaranamaz. Kaldı ki Peygamber (s.a.v)’e ümmet olamaz. Çünkü kendisi;
(العهد الذي بيننا وبينهم الصلاة).
“Bizimle kafirlerin arasındaki fark namazdır” [5] diye buyurmuştur.
Rabbim cümlemizi namazın şuurunda olanlardan kılsın, kendisine gerçek anlamda ibadet eden kullarından eylesin (Amin).
[1] Ankebût, 45.
[2] Nesâî, el-Sünen, no: 3939; Tabranî, el-Mucemu’l-Kebîr, XX, 420, Enes b. Mâlik ve Mugîre b. Şube’den rivayetle.
[3] Yusuf, 40.
[4] Bkz. Ankebût, 45.
[5] Nesâî, el-Sünen, no: 463; Tirmizî, el-Sünen, no: 2621; İbn Mâce, el-Sünen, no: 1079, Büreyd b. Hasîb Eslemî’den rivayetle.
