2.9 C
Bursa
3 Şubat 2026 Salı
spot_img

Yaşayan İman

Sözden Hakikate, Kalpten Hayata

Müslümanlık, şeklî ibadetlerin dar kalıplarından çıkarak fıtratı eyleme dönüştüren bir ‘ihsan’ ve ‘istikamet’ yolculuğudur. Bu metin, modern insanın gündelik telâşesini vahyin ışığında bir ‘nefis muhasebesi’ ve bilinçli bir kulluk hâline dönüştürme rehberidir.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken zihnimizde beliren ilk düşünce nedir? Günün telâşesi mi, yoksa bizi var edene duyduğumuz o sessiz şükür mü? Müslümanlık, şeklî ibadetlerin ötesinde; niyetle başlayan, ahlâkla kökleşen ve hayatın her zerresine yayılan bir kulluk bilincidir. Bu bilinç, sadece dilde bir ikrar değil, kalpte bir tasdik ve organlarda bir ameldir.

Gün “Bismillah” ile başlar. Bu, eşyanın hakikatine ve varoluşun kaynağına bir selamdır. Attığımız her adımda “Allah rızası” pusulamız olduğunda, amellerimiz adet olmaktan çıkıp “ihlas” (samimiyet) ile nurlanan birer ibadete dönüşür. İman, cami duvarları arasına sıkışan bir duygu değil; işimizdeki dürüstlük, trafikteki sabrımız ve toplumsal hayattaki adaletimizdir. İşyerindeki gıybetten kaçınmak ve her işi “ihsan” (Allah’ı görüyormuşçasına yapmak) makamında ifa etmek, imanın hayattaki en somut tezahürüdür.

Duanın dili, bedenin duruşu ya da helâl–haram hassasiyeti gibi görünen edep ve hükümler, aslında kalpteki bu ihlasın dışa vurumudur. “Elhamdülillah” demek bir sözden ibaret kalmamalı; asıl şükür, nimeti israf etmeden paylaşmak ve emaneti sahibinin emrettiği yolda sarf etmektir. Müslüman’ca yaşamak; kibrin yerine tevazuyu, nefsin kötülük fısıltılarına karşı kalbin takva direncini koyabilmektir. Bu, bir iç savaştır ve bu savaşta galip gelmek, erdemli bir duruş sergilemek demektir.

Gece olduğunda yatağa sadece yorgun bir bedenle değil, “nefis muhasebesi” (otokritik) yapan bir kalple girmek gerekir. “Bugün hangi davranışım Sünnet-i Seniyye’ye uyum içindeydi, hangisi uzağında kaldı?” sorusu, bir pişmanlık değil, bir arınma sürecidir. “Estağfirullah” ile günün kirlerini dökmek, yeni güne daha kâmil bir insan olarak başlamanın manevi hazırlığıdır.

Müslümanlık, belirli saatlere hapsedilmiş parçalı bir hayat değil; uyanıklıktan uykuya kadar süren bir istikamet yolculuğudur. Bu değerler, insanın asıl özü olan fıtratın bir gereği olarak tüm insanlığa hitap eden bir derinlik taşısa da, İslam’da bu erdemler vahyin ışığında birer “kulluk” borcu olarak anlam kazanır. Dilimizdeki dualar kalbimize indiğinde ve ellerimizle hayat bulduğunda, Müslümanlık sadece bir isim değil, yaşayan bir hakikat haline gelir.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Zamanın Esirinde, Kâinatın Diline Karşı