Ana SayfaTasavvufZikir (Kalbin Cilâsı)

Zikir (Kalbin Cilâsı)

İnsan zaman zaman kalbinin ağırlaştığını, yorulduğunu ve yalnız, kimsesiz olduğunu hisseder; belki uzun süre devam eder bu hissiyat veya psikolojik desteğe ihtiyaç duyar.

Dünya değişmemiştir, hayat aynı akışındadır; fakat gönülde bir bulanıklık peyda olur.

İşte bu hâl, ehl-i tasavvufun “gaflet pası” dediği perdedir. Çünkü kalp, yaratılışı itibarıyla saf bir âyîne hükmündedir; lâkin her unutuluş, her aşırı meyil ve her dağınık düşünce bu âyînenin üzerine ince bir toz gibi çöker.

Tasavvuf büyükleri bu hakikati kısa fakat derin bir sözle ifade eder:

Kalbin cilâsı zikirdir; zira zikir, yalnız lisânın tekrar ettiği kelimeler değil, kalbin yönünü yeniden Hakk’a çevirmesidir. İnsan zikre başladığında aslında yeni bir şey yapmaz; fıtratına geri döner; çünkü ruh ezelden beri hatırlayan, nefis ise unutan taraftır.

Günlük hayatın telaşı içinde kalp, kesretin gürültüsüne maruz kalır. Her haber, her kaygı, her arzu kalpte iz bırakır. Bu izler zamanla kalbin berraklığını örter. İşte zikir burada bir cilâ gibi tecellî eder.

Nasıl ki pas tutmuş bir aynaya sürülen cilâ, onun özündeki parlaklığı ortaya çıkarırsa, zikir de kalpte zaten mevcut olan nuru görünür hâle getirir. Demek ki zikir kalbe yeni bir ışık vermez; var olan ışığın üzerindeki perdeyi kaldırır.

Zikir çekmenin hikmeti de burada gizlidir. İnsan her “Allah” dediğinde yalnız bir kelimeyi tekrar etmez; kalbin dağılmış yönlerini toplar. Nefes düzen bulur, düşünce sakinleşir, ruh kendi merkezine döner. Bu hâl, tasavvufta “huzûr” diye isimlendirilir. Huzûr, dünyanın susması değil, kalbin Hak ile irtibatını yeniden hatırlamasıdır.

Kalp cilâlandıkça insanın nazarı da değişir; evvelce yük gibi görünen hâdiseler hikmet işaretlerine dönüşür. Tesadüf sandığı şeylerde ilâhî tertibi fark eder; cilâlanmış kalp yalnız bakmaz, basîretle görür. Böylece zikir, ferdî bir ibadet olmaktan çıkar, insanın varlıkla kurduğu ilişkiyi yeniden inşâ eden bir hâle dönüşür.

Kalp karardığında nasihat ağır gelir; fakat zikir başladığında kalp yumuşar. Zira zikir, akla hitap etmekten önce ruha dokunur. İnsan zikrettikçe enâniyet çözülür, iç gürültü diner ve kul kendi acziyetini fark ederek sükûna yaklaşır.

Bu hâl, tezkiye-i nefsin ilk kapısıdır.

Neticede anlaşılır ki zikir, yalnız sevap kazanmak için yapılan bir tekrar değildir. O, kalbin asli parlaklığını muhafaza eden mânevî bir cilâdır. Cilâsız bırakılan kalp nasıl zamanla kararırsa, zikirsiz kalan gönül de hakikati görmekte zorlanır. Lâkin zikir devam ettiğinde kalp yeniden saflaşır ve insan, hayatın içinde kaybolmak yerine hayatın mânâsını idrak etmeye başlar.

Çünkü zikir, kulun Hakk’ı hatırlaması değil, yalnız kalbin yaratıldığı nuru yeniden fark etmesidir.

Zikir, karanlığın ortasında yakılan ilâhî bir kandildir. Nitekim Yunus Peygamber (a.s.) balığın karanlık karnında kurtuluşu sebeplerde değil, zikrin hakikatinde buldu. Deniz sustu, gece derinleşti, yollar kapandı; fakat kalpten yükselen niyaz semaya ulaştı. Çünkü zikir, imkânların bittiği yerde rahmet kapısını açan anahtardır.

Zikir, sabrın nefese dönüşmüş hâlidir. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığın en ağır imtihanında şifayı bedende değil, teslimiyette aradı. Dilinden dökülen yakarış, bir şikâyet değil, bir yönelişti. Ve o yönelişle dert rahmete, yara hikmete döndü. Çünkü zikir, acıyı kaldırmaz; acıyı mânâya çevirir.

Ateş yakar; fakat zikirle kalp yanmaz, arınır. İbrahim Peygamber (a.s.) ateşe atıldığında kurtuluşu kuvvette değil, teslimiyette buldu. Zikirle dolan kalp korkuya yer bırakmaz. O vakit ateş bile emre boyun eğer; çünkü zikrin olduğu yerde kudret tecellî eder.

Denizler yarılmaz sanılır; fakat kalp zikre yöneldiğinde imkânsız denilen yollar açılır.

Musa Peygamber (a.s.) için denizin yarılması yalnız bir mucize değil, tevekkülün görünür hâliydi. Zikir, kulun elindeki asâ değil, kalbindeki teslimiyettir.

Zindan kapıları demirledir; fakat zikir gönlü hür kılar. Yusuf Peygamber (a.s.) karanlık kuyuda da sarayda da aynı zikri taşıdı. Çünkü zikir mekân değiştirmez, insanın hâlini değiştirir.

Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim.

Önceki İçerik
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Ey Garip

Anlam ve Allah

İnsanca Bir İz

Ömür Ziyan Olur

Son Yorumlar

Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Zamanın Esirinde, Kâinatın Diline Karşı