Ana SayfaAileGerçekten Dinlemek ve Hemhâl Olmak: Müslüman Gençlere Müslümanca Yaklaşım

Gerçekten Dinlemek ve Hemhâl Olmak: Müslüman Gençlere Müslümanca Yaklaşım

Evet. Kıymetli Arkadaşlar;

Günümüz dünyasında gençlerle iletişim kurmak, belki de en zorlayıcı alanlardan bir tanesi haline geldi. Teknoloji, sosyal medya, kimlik arayışı, gelecek kaygısı ve değer çatışmaları arasında sıkışan gençler, çoğu zaman anlaşılmadıklarını hissediyor. Peki, bir Müslüman olarak onlara nasıl yaklaşmalıyız?

Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’in ışığından bakarsak cevap gayet net: Gerçekten dinlemek, yargılamadan anlamaya çalışmak ve mümkünse hemhâl olmak.

Empati mi, hemhâl olmak mı?

Modern psikoloji “empati” derken, İslam zaten asırlardır bunu “merhamet, şefkat, anlayış ve diğergâmlık” olarak yaşıyor ve öğretiyor. Empati, genellikle “kendini onun yerine koymak” olarak tanımlanır ama İslam’da bu, sadece zihinsel bir egzersiz değil, kalbin de işin içine girdiği bir haldir. “Hemhâl olmak” ifadesi burada daha isabetli duruyor diyebiliriz. Karşımızdakinin yükünü paylaşmak, onunla aynı duygusal iklimde durabilmek, yalnız olmadığını hissettirebilmektir.

Âl-i İmrân Suresi 159. âyet, Efendimiz’e (s.a.v.) hitaben şöyle buyuruyor:

“Sen onlara sırf Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış…”

Bu âyet-i kerime bizlere aslında en güzel üslûbu tarif ediyor. Yumuşaklık, affedicilik, istişare ve katı kalplilikten uzak durmak…

Gençler söz konusu olduğunda bu özellikler daha da hayati bir önem kazanıyor. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) gençlere yaklaşımından birkaç çarpıcı örnek vermek gerekirse en bilinen ve en etkileyici olaylardan biri, zina yapmak istediğini söyleyen gencin hikâyesidir:

Genç, Resûlullah’ın (s.a.v.) huzuruna gelir ve “Ya Resûlallah, bana zina yapmama izin ver.” der. Oradakiler gence kızar, üzerine yürür. Lakin Efendimiz (s.a.v.) sükûnetle “Onu bana getirin.” buyurur. Genci azarlamaz, hemen yargılamaz. Önce gerçekten dinler. Sonra nazikçe empati yaptırır:

“Annen için bunu ister misin?”

Genç: “Hayır, vallahi istemem!”

“İnsanlar da anneleri için aynısını istemez.”

“Kız kardeşin için ister misin?”

“Hayır!”

(Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i 5/256-257)

Böylece devam eder ve genç, kendi yaptığı şeyi başkalarının yakınlarına yapıldığını hayal edince utanıp vazgeçer. Efendimiz (s.a.v.) genci nefsine yenilmiş biri olarak değil, hidayete açık bir kalp olarak görür ve ona yol gösterir.

Başka bir yönünü ifade etmek gerekirse; Efendimiz (s.a.v.), gençleri en kritik görevlere getirmiştir. Mus’ab bin Umeyr’i ilk öğretmen olarak Medine’ye göndermesi, Üsâme bin Zeyd’i komutan yapması, Zeyd bin Hârise’yi çok sevip evlatlık kabul etmesi ve Abdullah bin Mes’ûd’u Kur’an öğretmekle görevlendirmesi… Hepsi genç yaşta olan sahâbîlerdi. Bu, gençlere güvenmek, onlara sorumluluk vermek ve yeteneklerini ortaya çıkarmalarına imkân tanımak demekti.

Günümüz Müslümanı ne yapmalı?

Önce susup gerçekten dinlemeli ama gerçekten dinlemeli.

Genç anlatırken telefonla oynamamak, göz teması kurmak, “Hımm, anlıyorum.” demek yerine “Bu seni nasıl hissettirdi?” diye sormak…

Unutmamak gerekir ki dinlenildiğini hissetmek, çoğu zaman nasihatten daha etkili olur.

Yargılamadan anlamaya çalışmalı.

“Bu çağda böyle şeyler mi olur?”, “Bizim zamanımızda böyle değildi.” cümleleri adeta duvar örer. Onun yerine “Bu konuda neler hissediyorsun?”, “Sence neden böyle oldu?” diye sormak kapıyı aralar.

Hemhâl olmaya gayret etmeli. Empati zihinsel bir çabadır; hemhâl olmak ise kalbin işidir. Onun korkusunu, yalnızlığını, öfkesini kendi içimizde hissedebilmek…

Belki tam olarak anlayamayız ama “Yanındayım, yalnız değilsin.” mesajını verebilmek çok şey değiştirir.

Nasihat yerine hikâye ve soru kullanılmalı.

Efendimiz’in (s.a.v.) yaptığı gibi doğrudan “Yapma!” demek yerine, “Sence bu davranışın sonunda ne olur?”, “Başkasına yapılsa nasıl hissederdin?” tarzında sorularla düşündürmek daha kalıcı olur. Güven ve değer vermek şarttır.

“Senin yaşında ben de zorlandım.”, “Allah sana çok yetenek vermiş, bunları hayra kullanman için dua ediyorum.” gibi cümleler gençte aidiyet ve motivasyon oluşturur.

Sözün özüne gelirsek şayet, gençlik, ateş gibi bir enerjidir; ya yakar ya aydınlatır. Onu anlamadan söndürmeye çalışırsak yangın çıkar. Onu gerçekten dinleyip, merhametle, yumuşaklıkla, güvenle yaklaşırsak ise o ateş, yarınların en güzel ışığı olur.

Rabbim bizlere, Efendimiz’in (s.a.v.) üslûbunu, şefkatini, sabrını ve hikmetini gençlerimize karşı gösterecek kalp ve dili bizlere de nasip etsin diyelim.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Zamanın Esirinde, Kâinatın Diline Karşı