Kelimeler ve sözler, iman dolu kalbin pınarından yıkanmadan dilde çıkarsa, giden vakitler o geçen günleri pişmanlık kaplar ve sonrasında biz o pişmanlığın gözyaşı ile ağlasak da bize hiçbir fayda vermez. Giden o çığlıklar kulaklarımıza dolanır ve hiç gitmez. İmanın pınarındaki akan o berrak su ile yıkanmış kelimelere, gönülde ağızda çıkacak sözlere ihtiyacımız var; yoksa bu aleme ne için geldik, az şöyle düşünür isek acaba?
İmanın Akan Berrak Pınarı
İman, ruhumuzu besleyen ve hayatımıza anlam katan bir pınardır. Bu pınar, her damlasında sabır, sevgi ve umut taşır. Zaman zaman hayatın zorlukları karşısında kuruyup gideceğini düşündüğümüz bu pınar, aslında her an yeniden canlanır. İmanımız, bu pınarın suyu gibi; ne zaman susuz kalsak, bize tazelenecek bir nefes sunar. Bu pınar, kalbimizin derinliklerinden fışkırarak, bizi karanlık düşüncelerden arındırır ve aydınlatır.
Gönüllerimize nazlıca dokunacak sözlere ihtiyacımız var; nazlıca dokunmadıktan sonra ne hükmü kalır ki sözlerin? Sevmek bir kelime dünyaya sığmaz, sevmemek bir kelime dünyayı başımıza yıkar. İşte iman bunun için var; gül kokulu nebi bunun için gelmedi mi? Ahlakımızı tamamlamak için? Bu duruşumuz, suskunluğumuz mezarımızı dolduracak; oysa imanla çıkacak kelimeler, sözler alemi dolduracak. Bunun farkına bir varabilsek…
Hayat, sürekli bir değişim ve dönüşüm içindedir. Her geçen gün, bize yeni fırsatlar ve zorluklar sunar. Geçmişte yaptığımız hatalar, gelecekteki seçimlerimizi etkileyebilir; ancak bu, bizi durdurmamalıdır. Zira her hata, birer öğrenme fırsatıdır. İman, bu öğrenme sürecinde bize rehberlik eden en önemli unsurlardan biridir. İmanla yoğrulmuş bir kalp, karanlık zamanlarda bile ışığını bulabilir.
Hani rüyaların, hani düşlerin,
Hani imanla gönülde, dilde çıkacak hecelerin.
Sen imanla söyle ki şeytan dünya ile bağlamasın elin,
Essin bu alemde imanla, o gönlündeki tatlı sözlerin serin.
Bu dünyada yaşarken, zamanın kıymetini bilmek ve her anı değerlendirmek gerekir. Geçmişin pişmanlıklarıyla yaşamak, geleceği karartmaktan başka bir işe yaramaz. O yüzden, her yeni güne umutla bakmalıyız. Hayatın sunduğu güzellikleri görmek ve bunlardan ders çıkarmak, ruhumuzu besleyecektir.
Ben sustum ey gönlüm, sen konuş; sen de benim gibi susma, vesselam. Zira suskunluk, bazen en derin anlamları taşır. Ama konuşmak, paylaşmak ve dertleşmek de bir o kadar önemlidir. Gönlümüzdeki kelimeleri açığa çıkarmak hem kendimize hem de başkalarına ışık tutar.
Unutmayalım ki, her zorluk, yeni bir başlangıcın habercisidir. İmanla dolu bir kalp, her zaman yeniden doğma cesaretine sahiptir. Geleceğe umutla bakmak, geçmişin yüklerinden kurtulmak ve her anı dolu dolu yaşamak için, kalbimizi sevgi ve inançla beslemeliyiz.




