Site icon İslam & İslamiyet – Kevser.Org

Sana Düşen Sessizlik

Allah’ım…

Bilmiyorum, bu satırlar sana nasıl ulaşır. Belki ulaşmak denmez buna. Belki de insanın içinden geçen her şey zaten sana varıyordur, ben sadece geç kaldığımı sanıyorumdur.

Son günlerde içimde ağır bir sükût var. Sanki konuşmayan ama susarak da yorulan bir kalp taşıyorum. Dışarıdan hiçbir şey belli olmuyor ama içimde bir şeyler sürekli eksiliyor gibi… Adını koyamıyorum, koysam da hafiflemiyor zaten.

Ben bazı şeyleri çok net sanmıştım, Allah’ım. İnsan kendi içinden geçenleri kader sanıyor bazen. Sonra bir bakıyor, sandığı her şey yer değiştirmiş. Ve insan en çok o değişimi kabul ederken yoruluyor.

Bir şeyler yarım kaldı…

Ama bunu bile sana söylerken dikkat ediyorum. Çünkü “yarım” dediğim şey belki de senin katında tamamdır. Ben eksiklik sanıyorum, sen hikmet giydiriyorsun. Ben kayıp sanıyorum, sen beni koruyorsun. Yine de insan kalbi… bunu hemen anlayamıyor.

Bazen gece oluyor, her şey susuyor. İnsanlardan kalan bütün sesler çekiliyor. O zaman içimde kalan tek şey sana dönmek oluyor. Ne bir açıklama kalıyor ne bir sebep… sadece bir yön.

Ve ben o yöne bakıyorum.

“Sen biliyorsun” diyorum sadece. Başka cümle kuramıyorum. Çünkü bazı cümleler uzadıkça eksiliyor, kısaldıkça ağırlaşıyor.

Ben bazı yolların neden kapandığını bilemedim. Bazı kapıların neden sessizce çekilip gittiğini de… Ama zaman geçtikçe şunu fark ediyorum: İnsan en çok kendi bildiğine tutununca yoruluyor.

Ben tutunmuşum. Sonra düşmüşüm. Ama düşerken bile sana bakmışım.

İçimde ince bir kırgınlık gibi duran şey var bazen… ama ona bile “kırgınlık” diyemiyorum artık. Çünkü biliyorum, senin yazdığın yerde kırık yok, sadece öğretilen şeyler var.

Ben hâlâ öğreniyorum. Ama öğrenmek dediğin şey bazen bir şeyleri anlamak değil, taşıyabilmekmiş.

Allah’ım…

Ben senden büyük şeyler istemedim. Sadece içimin seninle kopmamasını istedim. Çünkü insan en çok kendi içinden uzaklaşınca kayboluyor.

Eğer bir şeyler alındıysa benden, belki ben ona çok yaslanmışımdır. Eğer bir şey geciktiyse, belki ben sabretmeyi erken bitirmişimdir. Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var:

Sen hiçbir şeyi boş bırakmıyorsun. Ben sadece o boşluk sandığım yerde ne olduğunu göremiyorum. Ve bu görmeyiş bazen çok ağır geliyor.

Şimdi mektubun sonuna geliyorum ama içim hâlâ ortada. Ne kapanıyor ne tamamlanıyor. Sanki bir şey daha söylenecek ama kelimeye dönüşemiyor.

Allah’ım…

Eğer bu bir imtihansa, beni içinde kaybetme. Eğer bir öğretmense, beni benden koparma. Eğer bir yolsa, beni o yolda yarım bırakma.

Ben çok güçlü değilim. Ama sana dönmeyi biliyorum.

Şimdi burada susuyorum. Ama bu susmak bitmek değil. Sadece gözümün içi dolu gibi…

Ve ben ne diyeceğimi bilemediğim yerden sana bakıyorum.

Belki de en doğru dua, hiç bitmeyen bu bakışımdır.

Exit mobile version