9 C
Bursa
2 Aralık 2022 Cuma
spot_img
Ana SayfaGenelModern Çağda İnsanın Anlam Krizi

Modern Çağda İnsanın Anlam Krizi

20. ve 21. yüzyıllar bir nevi krizler çağı oldu. Kriz sözlük anlamı birden bire meydana gelen kötüye gidiş yönündeki gelişme, buhran, tehlikeli an, vahamet, bulunmama, yokluk, büyük sıkıntı anlamlarına gelir. Ekonomik kriz, siyasi kriz, kültürel kriz… Sözlük anlamında daha çok kötü bir duruma yol açan gelişme olarak yorumlansa da bunlar bazen iyiye doğru gidişin işareti de olabilir.

İnsanlar arasında yaşanan ama pek fark edilmeyen krizlerin başında ‘anlam’ krizi gelmektedir. Var olduğu an’dan beri kendinden başlayarak her şeyi anlamlandırmaya çalışan insan, bu süreci her zaman canlı tutmuştur. Kurulan tüm sistemler, medeniyetler, düşünce akımları; insanın anlam arayışının ürünüdür. Ancak modern çağda insanların ruhi bunalımlarının en çok arttığı dönem oldu. Bu bunalımları yaşayan insanlardan biri olan senarist- yazar Ayşe Şasa modern insanın çıkmazını şu cümlelerle özetliyor: “İnsanların geleneksel medeniyetten uzaklaşması, bugünkü bunalımın kaynağı. Çünkü gelenek, insanı kendi fıtratıyla, alemle barıştıran, alemi ahenk haline getiren yapı. Bu bağ koptuğu zaman insan mekanik bir eşyaya dönüşüyor.” Anthony Giddens “Modernliğin Sonuçları” adlı eserinde belirttiği üzere modern çağdaki insanların yaşadığı nevrozların ve psikozların sebebi insanın yetişme çağında yaşadığı mahrumiyet ve acıların anlamını, bulamamasıdır. Modern insan ilahi anlamlardan koptuğu için gitgide anlamsız düzeye mahkûm oluyor. Acılarını anlamlandıramıyor, başına gelen işleri bir sabır imtihanı olarak, bir çile olarak görmemeye başlıyor. Yaşadığı hayata “haz” merkezli yaklaştığı için yaşadığı olaylara tatmin derecesine göre önemsemektedir. Ancak insanın içsel arayışı ona sürekli soru sorduruyor: “Nedir bu başıma gelen? Ne saçma hayat! Her şey ne kadar da kötü…” demeye başlıyor. İşte burada bambaşka bir hayat tarzı, bir düşünce, anarşik bir tavır ortaya çıkıyor. Kendine, topluma, tarihe, geleneğe yabancılaşma süreci başlıyor. Bunun yanında, kendinden menkul bir güç çıkıyor ortaya. Ve bu gücün zararının etkilerini, çoğun kişinin çevresinde görebilmekteyiz. Fakat dünyanın bir çok yerinde gittikçe daha sık görmeye başladığımız bir başka yönelim daha var: bu gücün, kişinin kendisine zarar vermesi. Daryush Shayegan “Mutsuz Bilinç” adlı eserinde bu noktaya şöyle bir yaklaşım getirir: “Modernite insanın fıtri özlemlerine cevap veremiyor. Cevap veremediği için de insana baştan sona bunalım getiriyor. Her insan arayışa çıkamıyor. Fakat herkeste gayri şuuri bir rahatsızlık var. Belki bir kademe sonra bu rahatsızlık şuurla da fark ediliyor.” Tarihin hiçbir döneminde bu çağda olduğu gibi canlı, karmaşık, saçma ve gerçeğin bir arada olduğu dönem olmamıştır.

İnsan ne olduğu, neden var olduğu, niçin yaşadığını henüz anlayabilmiş değildir. İnsanın varoluşunun anlamını çözebilmesi hayattaki en büyük şifredir. Bu şifreyi çözebilmesi kendi kendisiyle yüzleşebilmesi, kendi iç yolculuğunu gerçekleştirebilmesine ve insanın var oluşundan beri yaşanan ortak arayışı keşfedebilmesine bağlıdır. Özellikle bu çağda kendini anlamak ve değiştirmek yerine kendi dışındakini anlamak, değiştirmek çabası ön plana çıkmıştır. Başka insanları, devletleri, kıtaları, doğayı, uzayı tanımaya ve üzerinde tahakküm- iktidar kurmaya çalışmaktadır.

Genel olarak dinlerin ve geleneksel kültürlerin insana ve hayata ilişkin tanımlamalarına karşı çıkıldı ve rafa kaldırıldı. Bunların yerine maddeci, pragmatist yaklaşımlar öne çıktı. Bu tarihsel kopuşu getirdi. Günümüzde tarihsel değerler yeniden anlaşılmaya ve hayattaki yeri belirlenmeye çalışılmaktadır.

Dini ve ırki aidiyetler kimlik oluşumundaki etkisini yitirmeye başladı. Bunların yerine çıkara, ekonomik beklentilere dayalı aidiyetler ortaya çıktı. Vatan tanımı ‘doğduğun değil doyduğun yer vatan’ anlamına devşirildi. Ülke insanı yerine dünya insanı konumu artık hakim durumdadır. İletişim ve ulaşım araçlarındaki gelişme sınır kavramını değişik noktalara ulaştırdı.

Modern çağda anlamını en çok yitiren değerler oldu. Anlayışını her şeye (Allah- insan- doğa) başkaldırıya indirgeyen insanlık bunu değerlerine yaklaşırken de yaptı. Tarihsel gelenekten gelen tüm değerlerin iyi olduğunu kimse iddia edemez. Ama iyi- kötü ayırt etmeden her şeye baş kaldırıyı özgürlük olarak sunan ideolojiler 1. ve 2. dünya savaşları başta olmak üzere milyonlarca insanın canını, malını kaybetmesine yol açtı. Ruhi bunalımlar çözümsüzlük yumağında çoğalarak sürüyor. Kimlik çatışması, ailevi ilişkilerden toplumsal ilişkilere, kültürel değerlerden ahlaki değerlere kadar çözülme yaşandı.

Değişmeye karşı çıkmak kimsenin haddine değildir. Değiştirilmek istenen şeylerin yerine nelerin konulacağı, uygulamasında yaşanacak sorunlar iyi görülmelidir. Çıkarılan tuğlanın veya yıkılan binanın yerine bir koyamazsanız herkes ortada kalır. Hem doğuda hem de batıdan insanların anlam bunalımına çözüm önerileri tartışılmış ve teklif edilmiştir. Gandhi’den Tolstoy’a, Muhammed İkbal’den Sartre’ye, Mehmet Akif Ersoy’dan Dostoyevski’ye, Sezai Karakoç’tan Hermann Hesse’ye, Cemil Meriç’ten Garaudy’e kadar birçok düşünür, alim, filozof insanlığın sorunlarına eğilmiş, kafa yormuş ve çıkış yolları bulmaya çalışmışlardır. İnsanlığın vicdanı olabilenler onları tam anlamıyla anlayabilmiştir. “Çağımızda sorun sadece şehirlerin imarı, rasyonel yönetim, doğanın ve tabiatın araştırılması değildir. Gökdelenler arasında böcekler gibi görünen, beton yığınlarının arısında kaybolup giden modern bireyin yalnızlık sorunu vardır. Tek kişilik varoluş gerilimleri, varlık karşısında duyduğu korku ve titremeler olmadan insanın kendini bulması ve insanlaşması mümkün değildir.”

İnsan acı içindedir. Acı kötü bir durum değildir. Yalnız; insanların temelsiz değerler, yanlış çözüm yolları içinde başta kendi kendini aldatarak acı çekmesi insanı bunalıma itmektedir. Doyumsuzluklar çağı modern çağ. Haddini bilme, kanaat, hikmet literatürden silinmiştir. Spor, eğlence, magazin hayatta asli değerde olmayan şeylerin ön plana çıkarılmasıyla anlamsızlık girdabı genişlemektedir.

Modern tıp merkezleri, ileri psikolojik araştırmalar, ceza ve yargıdaki gelişmişlik, her şeyi izleme ve kontrol etmeye hazır elektronik imkânlar, bilimsel çalışmalar ve düşünce kuruluşları, tarihin hiçbir döneminde olmadığı gibi yaygınlaşan eğitim kurumları insanın derdine deva olmamış, olmadığı yaşadığı anlam krizini derileştirmiştir. Eğitilen onca insan bir çok problemin kaynağında yer almıştır. Ülkeler işgal eden, bir düğmeye basarak bir anda yüz binlerce insanı öldürenler, işkence ve tecavüzü sistematikleştirenler, yolsuzluk yapanlar, insanları ve kendisini intihara sürükleyenler eğitim almış insanlardır.

Modern çağı ve insanını tanımlayacak iki temel kavram; kafa karışıklığı ve intihardır. Öyle bir kafa karışıklığı ki dayanılan hiçbir dayanak yerinde durmuyor, her şey buharlaşıyor ve tanımsız bir durumda kendine dönüyor. Kavramlar sahip oldukları anlamlardan farklı yorumlanabilmekte, bilgi iktidarların oyuncağı olmakta ve gerçekler basın-yayın yoluyla saptırılmaktadır. Neye inanıp, neyi red edeceğini bilmemekte; bu her şeye başkaldırı, her şeyi reddetme ya da kayıtsız şartsız teslim olma şeklinde insanların hayatlarında tezahür etmektedir.

Ve intihar. Toplumsal, bireysel, kültürel intihar. Anlamsızlık kendi kendini yok etmeye götürüyor. Bu çevreye doğru genişlemeye devam ediyor. Terör, iç savaşlar, bireysel silahlanma ve nihayetinde devletler arası savaşlar insanlığın intiharı değil midir? Diriliş için yok ediş. Ne garip çelişki. Sadece bireysel intiharlar ve psikolojik vakalar insanlığın ulaştığı son aşamayı ifade etmeye yeterdir.

Anlamsızlık girdabı insanı yutmaktadır. Durumun tesbiti ilk aşamadır. Bundan sonrası insanlığın durumundan kendine pay biçip iyi, doğru, güzel olanı yaygınlaştırma ve kendi gücü oranında dertlere deva olmak zorundayız.


Kaynaklar:

  1. Ayşe Şasa- Delilik Ülkesinden Notlar
  2. Daryush Shayegan- Mutsuz Bilinç
  3. Anthony Giddens- Modernliğin Sonuçları
  4. İhsan Eliaçık- Arzın Merkezinde Konuşmalar
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,405TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Popüler İçerikler

Son Yorumlar

İremsu Ş yorumladı Gerçekten de Dinde Zorlama Yok mu
İdil İdil yorumladı Hem Âfâkta Hem Enfüste
Onur yorumladı Rızkın Şifreleri
Fırat yorumladı Bir Dünya Uğruna
Mehmet Nuri YAZICI yorumladı Ademoğlunda Olması Gereken Artı Uçlar
İnci Özmen yorumladı Merhamet
Zahide küçük yorumladı Merhamet
Mehmet Nuri YAZICI yorumladı Çocukların Tanrısı
mehmetaluc yorumladı Fevkalbeşer
ismet yorumladı Çocukların Tanrısı
Pınar yorumladı Göz Toprağa Bakar
Erdal ÖZAYDIN yorumladı Adına Nefs Dedik
ESMA CAN YORGUN yorumladı Mübarek Aylar
Zehra yorumladı Binbir Düşünce