Ana SayfaToplum - YaşamÜlkeyi Kurtarmanın Yolu Toplumu Eğitmek

Ülkeyi Kurtarmanın Yolu Toplumu Eğitmek

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki olayların organize ve planlı olduğunu düşünüyorum…

Aynı günler içerisinde aynı dijital oyunlardan pek çok aynı yaş grubu oyuncuya insan öldürmek, okul basmak gibi emirler verildiği ifade ediliyor… Saldırı yapanların olay sonunda kendisini öldürmesi de bunların tek merkezden yönlendirilerek kaos ve güvensizlik ortamı oluşturmayı amaçladıkları ortadadır…

İnançsız, şuursuz, idealsiz ve ahlak yapısı olmayan, anne baba ilgi ve terbiyesinden mahrum çocuklar ise ülkemiz adına ayrı bir problemdir. Zira okulda, metroda, otobüste, trafikte vs. sayılarının her gün arttığını ve topluma korku verdiklerini, aynı zamanda da ülkemizin geleceği adına kaygı oluşturduklarını sürekli gözlemliyoruz. Devletimiz bu toplumsal soruna da hızla bir çözüm yolu oluşturmalı, bu sorunu kişilerin ve ailelerin umursamaz ya da çaresiz tavırlarına bırakmamalıdır…

Kim ne derse desin ülkemiz aşırı derecede özgür bir ülkedir ve durum önce ahlak, akabinde ise birbirini tetikleyerek ülkemizin geleceği adına ciddi bir problemdir. Zaten mevcut toplum yapısı; özgür olalım, çocukları özgür bırakalım, yiyelim, içelim, gezelim, kimse kimseye karışmasın, açılalım, saçılalım, sürekli eğlenelim, dünyalıklara ulaşmak için her türlü hile, hurda ve ahlaksızlık serbest olsun diyen anlayışın ürünü değil mi?

Bir şeyler yapılmak isteniyor ama pek değişen bir şey yok. Olmuyorsa, neredeyse yüz elli yıldır var olan sistem artık gözden geçirilmeli değil mi… Tükeniyoruz, farkında değil miyiz?

Gerek sanal medya ve oyun ortamları, gerek TV programları ve sözde sanat camiası denen rezil oluşumlar ve adını ne koyarsak koyalım, net olarak en az yüz yıldır yakamıza yapışmış olan İngiliz sömürge eğitim anlayışı hızla gözden geçirilerek ciddi değişimler yapılarak kısa ve uzun vadeli programlarla, aileler ve genç nesil vatan ve ahlak adına bütüncül, sıkı ve uzun vadeli bir eğitime tabi tutulmalıdır…

Sosyal çürüme deniliyor! Tamam da peki bekleyelim de çürüsün mü? Çözümü yok mu yahu bu işin?

Elbette var…

Kendi öz değerlerimize yapışmak ve eğitim anlayışımızı sadece okula da bırakmadan aile, sosyal medya, TV programları, sinema sektörü gözden geçirilmeli, reklamlar, sinema filmleri, moda giyim kuşam anlayışı, ağzımızdan çıkan kelimeler ve sokaktaki billboardlara varıncaya kadar dönüştürmenin ve hızla ahlaklı bir toplum yapısına yönelmeliyiz…

Hemen başlayalım o halde! TV’lerdeki “kaldırılsın” diye bangır bangır bağırdığımız birbirinden rezil programlar artık gerçekten kaldırılsın; yerine de anneyi, babayı, çocuğu, hulasa aileyi eğitecek programlar konulsun…

Ülkemiz üzerinde mühendislik faaliyetleri yapan elin Yahudi’sinin, Masonunun, İngiliz evladının finanse ettiği birbirinden kepaze diziler de kaldırılsın; toplumsal edep, adam, ahlak, erdem programları konulsun, mümkünse vatandaşlık görevi olarak sınav yapılsın…

Neymiş Türk dizileri dünyaya satılıyormuş filan falan! Unutmayın ki 2000’li yıllarda da Brezilya’nın rezil ahlaksız dizileri meşhurdu ve toplumumuz üzerinde büyük olumsuz etkisi olduğu sosyologlar tarafından söylenmiyor muydu… Yahu düşünsenize dünyanın belki de ahlaki anlamda yozlaşmış Rus aile yapısı bile Türkiye’den ithal edilen dizilerin ailelerine ve gençlerine zarar verdiğini söylüyorsa, affedersiniz genel itibarla ahlaksızlık ve zorbalık sahnesine dönmüş olan dizi sektörü film satacak diye bu rezil duruma rıza gösterip alkış tutmaya devam mı etmeliyiz… Acaba küresel şeytani yapı, ataları bin yıl İslam’a hizmet edip dünyaya ahlak eğitimi veren bir toplumun eliyle dünya insanını bozmayı amaçlamış olabilir mi, düşünmek gerek… Bence bu rezil bir durumdur ve devletimiz bunu da kontrolüne almalıdır…

Sosyal medyanın durumu ise TV’lerden daha berbat durumdadır ki çoluk çocuk okuldan, aileden ya da televizyonlardan çok sosyal medyanın çeşitli kolları tarafından eğitilmektedir. Tiktok ve türevlerine çeşitli yaptırım ve takibin yeterli olmadığı ve bunlar gibi genel itibarla şer amaçlı kullanılan mecraları bütünüyle kapatmanın gerekliliği artık tartışılmaz gerçek olarak dikkat çekmektedir.

Zira bir toplum topla tüfekle yıkılsa bile ayağa kalkar; ancak ahlaki zafiyete uğratılarak çökertilen toplumlar yok olur.

Evet, iyi şeyler de olmuyor değil ancak içten içe de dejenere olup çürüyoruz, farkında değil miyiz… Kontrol edilemeyen bir nesille de bu artık iyice belirginleşirken, bu durum gelecek adına kaygı oluşturuyor…

Sadece okuldaki çocuğu da değil; anneyi, babayı, öğretmeni, esnafı vs. 86 milyonun tamamını kuşatan kısa ve uzun vadeli gerçek bir milli eğitim anlayışı uygulayamazsak mevcut durumda geleceğimiz adına ümit beslemek ne yazık ki zor gözüküyor…

Hadi bu olayların tekrar etmemesi için, problemleri bireysel olarak çözmekten öte meseleye derinlemesine ve bütüncül bakarak, toplumsal anlamda çözüm üretip buna yönelik programlar yapmaya başlamamız için bir başlangıç olsun…

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Hikmetin iyiliğin başı Allah korkusudur.” (Kelâbâzî – et-Ta‘arruf) Yani O’nun sınırlarını aşmamak hususunda dikkatli olmaktır, yaklaşımını kendimize rehber edinerek öncelikle çocuklarımıza ve anne-babalara ve topluma edep öğretmeliyiz.

Adâb-ı Muaşeret dersleri bütün sınıf düzeylerinde geçme notu en yüksek zaruri ders olmalıdır… Vatan ve bayrak sevgisi, diğergâmlık, saygı, sevgi, mahremiyet, davranış ölçüleri, kul hakkı, vicdani değerler, haram helal duygusu vb. pek çok değer ilk önceliğimiz olmalıdır…

Daha çok şey yapılabilir ancak fikirlerimize de kulak verilmesi lazım…

Sağlıcakla kalın.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar