Ana SayfaKuranKur'an-ı Kerim Okumak

Kur’an-ı Kerim Okumak

Yine bir hafızlık merasimi, yine azmedenlerin taç töreniydi. Giderek azalan hafızlık aday sayısı, boşalan kurslar, sonun yaklaştığının habercisi miydi?

Gece saatin sesinden önce uyanıyor, saate kadar abdest alıyordu. İki saat boyunca hiç dinlenmeden çalışıyor, rüyalarında gördüğü, kitaplarda okuduğu o muazzam hafızlık tacını başında hayal ediyordu.

Onu en çok on kişiye şefaat edecek olması etkiliyordu. Sevdiklerini sürekli listeliyor, ilk ona girenleri daha çok seviyordu.

Allahu Teâlâ ile konuşmak isteyen dua etsin, O’nun kendisi ile sohbetini isteyen de Kur’an-ı Kerim okusun, diyordu büyükler. Sürekli sohbet halinde kalmak için bol bol Kur’an-ı Kerim okuyordu.

“Kim Kur’an-ı Kerim okur da sonra başka birisinin kendinden daha faziletli bir şeye nail olduğunu sanırsa, Allah’ın ululuğunu küçümsemiş olur.” (Buhari)

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim okumayı, düzenli bir şekilde yapabilmemiz için türlü faziletler ile bezemiştir.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdu ki: “Demir nasıl paslanırsa kalpler de paslanır. Kur’an-ı Kerim okumak ve ölümü sık hatırlamak kalplerin pasını temizler.” (Müsned)

Kur’an-ı Kerim okurken riayet edilmesi gereken kurallar vardır. Bunlar konunun sıhhatine binaen yapılmalıdır. Nezaket veya takva ile ilgili değildir. Abdest almadan Kur’an-ı Kerim’e dokunulmaz.

Belden aşağıda tutulmaz. Makam ve teganni yapılmaz. Huşu ve samimiyetle, temiz bir ses ve tecvide riayet ederek okunur. Yüzünden bakarak okunduğunda en az harf başı on sevap, en fazlanın bir ölçüsü yok, kazanılır. Yüzünden okunduğunda okuma bitene kadar iman ile ölmüş herkese paylaştırılır. Okuyan unutsa bağışlasa bile. Ezberden okunduğunda ise sadece bağışladıklarına gönderilir, diğer kişilerin haberleri olmaz.

Emir: OKU…

Neleri nasıl okumalı? Emir yaratandan, başım gönlüm üstüne. Zaman, mekân ayırmıyor emir. Sadece OKU…

Kendini, içinin ince derinliklerini. Bedeninin kaba hatlarını, ruhunun hassas notalarını oku. İnsan olmanın sırlı erdemlerini, nefsin dizginlenmez arzularını. Seni sen yapanları okuya okuya bul kendinde kendi mühürlü âlemlerini. Sakla seni sen yapan değerli cevherlerini. Ulu orta soyunma nezaketini.

Oku âleme Rabbine muhatap olarak gönderilen insanı ve onun karmaşık hâllerini.

Okumayı bırakalı insan, kendini de bulamaz oldu. Kendini okuyamayan, başka hiçbir şeyi okuyamaz oldu. Zaman yalnızca armutları tatlandırır, insanın cehaleti okumanın ışığında kaybolur. Okumanın ışığı ruhu olgunlaştırır. Okumayanın karanlığı önce kendini, sonra etrafındakileri kaybeder karanlığının derinliklerinde.

İnsanın ilme sevdası, güçlü bir sabır sınavından sonra gelir. Sabır eşiğini aşmayan kişi kendi sığlığında nefessiz kalır. Vesvese cehaletin sisidir. Ne zaman ki kalbi sarmaya başlar, hemen ilme sarılıp beynini terletmen gerekir. Zira ilme sabır feraseti açar. İlme sevda cehaleti yok eder. İlme kör kalmak insanlığı öğütür.

Oku, ayet ayet Kur’an-ı Kerim’i. O an Rabbin de ilmek ilmek okur seni. İçinin kıvrımlarında ne muratlar gizli? İsteklerinin prangaları ne kadar güçlü? Arzularının zehri ne kadar inmiş kuytularına? Ne haldesin? Neyin peşindesin? Korkuların ne, hırsın, tamahın, cehalet ve riyanın ne kadar kuşatmış ruhunu? Hepsini ince ince okur Rabbin.

Bir şifa ihsan eder hasbi niyazına bakarak. Bir yol açar ruhunda, ferahlık sunar. Bir anda idrakini kapatır. Safiyane hislerinle yaklaştırır kendine seni.

Oku, burada ol. Bu anda ve bu an sana ne anlatıyor, onu gör. Ağrılar bedeninin “beni gör” çığlığıdır. Sıkıntı ve darlık hissi de ruhunun “hadi bir pencere aç, boğuluyorum” yalvarışıdır. Kur’an-ı Kerim seni ayetleriyle ana kilitler. Işığıyla gözlerini temizler ve nihayet asıl gaye olman gereken yere pusula olur.

İlahi rehber, kutsal kılavuz, hayatın ve insanın kullanma talimatı olarak elinin altında, başının üstünde, gönlünün en kıymetli yerinde daima seninle olmalıdır.

İnsana ait tüm değerleri yok ederek onu kontrol altında tutmayı hedefleyenler elbette ilk önce Kur’an-ı Kerim’den uzaklaştırarak başladılar. İlk kural olan abdestsiz tutulmazı bozmaya kalkıştılar. Ojeli tırnaklar mani değil, abdest farz değil, örtü gereksiz, manasını okuyun aslı lüzumsuz diye diye usul usul zihinleri bulandırdılar.

Tüm semavi dinler ilk önce kutsal kitaplarını değiştirerek bozuldular. Ufak ufak yapılan sinsi deformasyonlar hissedilmedi. Özü duruyordu, şekilde minik minik dokunuşlar. Unuttular; bir mekanizma en minik teşekkülüyle bütündür. Minik bir vida nasıl çalışmayı ritminde sağlıyorsa, ilahi sistemde de en minik detay bütünün ahengi için gerekli.

Abdesti alınan Kur’an-ı Kerim okuma, şifa yerine büyük günahla beraber ruha sıkıntı ve dert sebebi olur. Örtüsüz sevabı kalmaz. Oje veya başka engelle tamam olmayan abdest, vermesi beklenen sonucu veremez.

Oku önce mevcudiyetinin ne kadar girift ve hassas dengelerden oluştuğunu. Oku bunu yaratanın onun üzerinde koyduğu kuralları sadece huzur ve saadeti için koyduğunu. Oku kul olmayı idrak etmenin dünya sıkıntılarına çözüm olduğunu, ait olma ve teslimiyetin ruha nasıl bir inşirah yaşattığını oku.

Gözünü aç, gönlünü aç, zihnini aç ve neden yaratıldığını görebilmek için nasıl yaratıldığını oku. Sana aklından yollarla gelenlerin seni cehenneme götüreceklerini oku. Zira bu ilahi sırdır, akılla değil vahiy ve ruhla çözülür. Basit ve kıymetsiz olmadığını oku.

Çok fazla gürültü var, çok fazla akıl çelen. Çok fazla oyun, çok fazla engel. Kendinle hasbihalini engellemek için milyarlar harcıyor dünya. Kendinle muhabbetini kesmek için saatler tüketiyor insanlık. “Bir ben mi hedefim, ne hükmüm var ki?” deme. Onlar okudular, bir insanın ne kadar aziz ve kıymetli olduğunu ve bir insanın doğru çizgi üzerinde kalırsa cihanı titretebileceğini. Aç sende oku. Neden bu kadar korktuklarını, neden nefessiz çabaladıklarını ve neden tüm insanlığı bitirmeye bu kadar baş koyup paralandıklarını oku.

Ahir zamanın son sünnet ehliyiz. Etrafımız yangın yeri, toz duman, fırtına boran. Dudağında ıslık, kafanda gaflet salınıp serkeşlik etme zamanı değil. Bir kenara geçip gözleri ışığa çevirme, gönülleri içlerini saran zehirden kurtarma zamanı. Rabbim kelam-ı ilahi ile oku ve devam et diyor. Her ayetinde miskinlikten, durmaktan, aynı yerde kalakalmaktan men ediyor. Oku da artık bir silkelen. Yoksa tutuşturulmuş orman yangınında oradan oraya sıçrayan kozalaklar kadar minicik olacak sesin, ışığın, ateşin…

Hadi hadi kalk ve önce seni, sonra evreni oku…

Ta ki Rabbinin rızasını bulana dek…

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

nurettinacar2016@gmail.com yorumladı İbrâhimce Teslimiyet
Başak koçoğlu yorumladı Daralan Kalplere Gelen Müjde: İnşirah
Meral Terzioğlu yorumladı Daralan Kalplere Gelen Müjde: İnşirah
Gülsüm yorumladı İslam Ümmeti