Ana SayfaKuranO Halde, Rabbinizin Hangi Nimetlerini Yalanlıyorsunuz?

O Halde, Rabbinizin Hangi Nimetlerini Yalanlıyorsunuz?

Değerli okurlarım;

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan günlük koşturmacalar, bitmek bilmeyen işlerimiz ve zihnimizi yoran sorumluluklar arasında çoğumuz aynı tuzağa düşüyoruz: Alışmak ve kanıksamak. Çevremizdeki kuşatıcı güzellikleri “zaten olması gereken” sıradan durumlar gibi görmeye başladığımızda, ruhumuz şükrün ferahlığından mahrum kalıyor. İşte tam bu noktada Kur’an-ı Kerim’in 55. suresi olan Rahman Suresi, ufkumuzu açan derin tefsiriyle imdadımıza yetişiyor.

Mekke döneminde nazil olan ve 78 ayetten oluşan Rahman Suresi, edebî üslubunun eşsiz güzelliği sebebiyle Hadis-i Şeriflerde “Kur’an’ın Gelini” (Arûsu’l-Kur’ân) olarak anılmıştır. Sure, ismini Allah Teâlâ’nın mahlûkata olan sonsuz merhametini ifade eden “Er-Rahmân” esmasından alır. Sure daha en başında, insana aklını ve anlama yeteneğini vermenin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu hatırlatır.

Sure boyunca Cenâb-ı Hak; yeryüzünün dengesini, güzelliklerini, cennetin tasvirlerini gözlerimizin önüne serer.

Güneş ve ayın bir hesaba göre hareket etmesi, göğün adalet ölçüsüyle yükseltilmesi, yeryüzünün canlılar için serilip salkım salkım hurmalar, kabuklu taneler ve hoş kokulu bitkilerle donatılması bu tablonun sadece bir kısmıdır. Tatlı ve tuzlu suların birbirine karışmadan yan yana aktığı denizler, oralardan çıkarılan inciler, mercanlar, dağlar gibi süzülen gemiler insanoğlunun istifadesine sunulan muazzam ilahi nizama işaret eder.

Tüm bu tablonun ortasında ise surenin kalbini oluşturan o sarsıcı ayet tam 31 defa tekrarlanır:

“O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” (Febieyyi âlâi rabbiküm tükezzibân)

Peki, bu ayet neden tam 31 defa tekrarlanıyor? Çünkü biz insanız, çok çabuk unutuyoruz. Hayatın koşturmacası içinde elimizdekileri hemen kanıksıyoruz. Bu tekrar, insanı gafletten uyandıran bir hatırlatma. Üstelik bu soru sadece cennetten, güzelliklerden bahsettikten sonra gelmiyor; cehennemden ve uyarıcılardan söz edildikten sonra da tekrarlanıyor.

Peki, azap ve uyarı sahnelerinden sonra bu sorunun sorulması ne anlama gelir?

İslam âlimlerine göre, insanın uyarılması, akıbetini görüp sakınması, hakkı ve batılı ayırt edebilecek akılla donatılması da birer nimettir. Cehennemin varlığı ve haberi, kulu kötülükten caydıran, adaletin yerini bulacağını müjdeleyen bir ilahi rahmettir. Dolayısıyla Allah’ın sadece bağışlaması değil, insanı yanlıştan koruyan uyarıları ve koyduğu adalet ölçüleri de birer lütuftur.

Görüldüğü üzere “nimet”, yalnızca elimizle tuttuğumuz somut rızıklardan veya maddi imkânlardan ibaret değildir. Aldığımız her nefes, çalışan organlarımız, gökyüzünün dengesi, idrak kabiliyetimiz ve uyarılmamız başlı başına birer lütuftur.

Her şeyin hızla tüketildiği şu çağda, Rahman Suresi’nin rehberliğinde durup bir soluklanalım ve sadece şunu düşünelim:

Bugün ben Allah’ın hangi görünen ya da görünmeyen nimetini sıradan sayıp es geçtim?

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar