Ana SayfaTasavvufHakka Açılan Bir Kapı Belirir

Hakka Açılan Bir Kapı Belirir

İnsan, kendini ararken önce kendinden geçmeyi öğrenir. Çünkü hakikatin kapısı dışarıda değil, insanın kendi içindedir. Benlik sustuğunda gönül konuşur; gönül konuştuğunda insan, aradığı yolun aslında kendi içinde başladığını anlar.

İnsan, kendini ararken önce kendinden geçmeyi öğrenir. Çünkü hakikatin kapısı dışarıda değil, insanın kendi içindedir. Benlik sustuğunda gönül konuşur; gönül konuştuğunda insan, aradığı yolun aslında kendi içinde başladığını anlar. Tasavvuf, insanın dış dünyadan kaçmasını değil, dünyanın insanın iç dünyasına hükmetmesine izin vermemesini öğretir. Çünkü asıl yolculuk ayaklarla değil, insanın kendi içine attığı adımlarla başlar. Her adımda biraz kibir geride kalır, biraz hırs susar, biraz da “ben” dediğimiz duvar çatlar. İnsan çoğu zaman sahip olduklarıyla büyüdüğünü sanır. Oysa gönül, biriktirdikçe değil; bırakabildikçe genişler. Dünyanın yükünü azaltan insanın omuzları değil, önce kalbi hafifler. Bir lokmanın kıymetini bilmek, bir yudum suya şükretmek, bir gönlü incitmemeye çalışmak; bazen uzun sözlerden daha büyük bir irfan taşır.

Nefis, insana sürekli kendisini göstermeyi öğretir; tasavvuf ise görünmeden iyilik yapmayı. Çünkü gerçek olgunluk, herkesin seni görmesi değil, senin kimse görmeden doğru olanı yapabilmendir. İnsan alkıştan uzaklaştıkça kendi sesini, kendi sesinden uzaklaştıkça da içindeki hakikati duymaya başlar. Belki de en zor şey, insanın kendisine karşı dürüst olmasıdır. Başkalarının kusurlarını görmek kolaydır; kendi içimizde sakladığımız karanlığa bakmak ise cesaret ister. Tasavvufun terbiyesi tam da burada başlar. İnsan kendisine baktığında yalnızca güzel taraflarını değil, nefsinin gizli arzularını, kırgınlıklarını, kibirlerini ve beklentilerini de görür. Onları inkâr etmek yerine tanımaya başladığında değişimin kapısı aralanır.

Hakikate yürüyen insan zamanla şunu fark eder: Dünyayı değiştirmekten önce kendi bakışını değiştirmesi gerekir. Aynı yağmur, aynı ağaç, aynı sabah ve aynı insan; fakat onları gören göz değişmiştir. Çünkü insanın içindeki perde kalkınca, dışarıdaki hayat da başka bir anlam kazanmaya başlar. Sonunda yol, insanı yine kendisine getirir. Fakat bu kez karşısında eski insan yoktur. Daha az isteyen, daha az övünen, daha çok şükreden ve daha çok anlayan bir insan vardır. Kendinden vazgeçtikçe eksilmediğini, aksine çoğaldığını görür. Belki tasavvufun en sade sırrı budur: İnsan kendisini büyütmeye çalıştıkça küçülür; kendisini küçültmeyi öğrendikçe hakikate yaklaşır. Çünkü gönül, “ben” ile doluyken hakikate yer kalmaz. “Ben” sustuğunda ise insanın içinde sonsuzluğa hakka açılan bir kapı belirir, vesselam.

Önceki İçerik
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar