2 C
Bursa
31 Ocak 2023 Salı
spot_img
Ana SayfaAileKur'an'da Ebeveyn Çocuk İlişkisi

Kur’an’da Ebeveyn Çocuk İlişkisi

Anne ve babaların çocuklarla yaşadığı iletişim sorunları ve bu ilişkide yaşanan çatışmaların ağırlığı ve yönü temel alındığında, aile ve ebeveyn kavramına bakış açısı toplumların sosyal yapılarına göre farklılık arz etse de, bütün toplumların hem bilinç düzeyinde, hem de sosyal pratikler bağlamında çözüm aradığı hassas konuların başında ebeveyn-çocuk ilişkisi gelmektedir. Zira ebeveyn-çocuk ilişkisindeki doğru ve kâmil bir iletişim, aileyi ayakta tutan temel ilkedir. Böylesi hassas ve temel bir konuda Kur’ân’ın yaklaşımını irdelemek ve verdiği mesajları analiz etmek önem arz etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim insanlığa verdiği ilkeli, evrensel ve yaşanabilir mesajlarıyla, inzal olunduğundan beri kendisine inanan ve inanmayan bütün insanlığın ilgi odağı olmuştur. Kur’ân’ın, toplumun temel taşı olan aileden ve ailenin de üç sacayağı olan anne, baba ve çocuktan bahsetmemesi düşünülemez.

Bu nedenle Kur’ân’da ebeveyn-çocuk ilişkileri hangi düzeyde ele alınmıştır? Kur’an’ın, ebeveyn-çocuk ilişkileri noktasında ortaya koyduğu temel prensipleri ve olmazsa olmaz ilkeleri nelerdir? Kur’ân, ailelere ya da inanan bireylere, ebeveyn-çocuk ilişkileri bağlamında yaşanan sosyal problemlere, aile içi disiplin sorunsalına, eğitsel alanda yaşanan aksaklıklara yönelik ne gibi çözümler sunmuştur? Kur’ân’da zikredilen baba-çocuk ve anne-çocuk ilişkisinin, günümüz ebeveynine rol model şeklinde aktarımının nasıllığı, sosyal pratiklik ve ilgili alanda yaşanan sorunların çözümü açısından irdelenmesi gerekmektedir.

Kur’ân, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail arasındaki iletişimde, inanç, sorumluluk ve manevi eğitimin ipuçlarını; yine Hz. İbrahim ile babası arasındaki ilişkide, eğitsel/pedagojik iletişim dilini; Hz. Lokmanın oğluna verdiği öğütler çerçevesinde amelin/ibadetlerin pratiğinin çocuklara aktarılmasını; Hz. Yakup ve oğulları arasındaki hâdiselerde babanın aile içerisindeki problem/buz çözücü rolünü; Hz. Âdem ile Hâbil ve Kabil arasındaki hâdisede, babanın problem çözmeye yönelik eylemini ve çocukların manevi gelişim süreçlerinde edinilmesi gereken temel ilkeleri; Hz. Nuh ve oğlu arasında geçen olayda, babanın eğitsel/pedagojik ve nayif dilini; Hz. Şuayb ile kızları özelinde aile içerisindeki mahremiyeti, iffeti ve iş bölümünü; Hz. Dâvud ve Hz. Süleyman arasında geçen hâdisede aile içi istişareyi bizlere sunmaktadır. Bu bağlamda Kur’ân-ı Kerim’de babaya biçilen rol ile besmeleyi çekmiş olalım.

Kur’ân-ı Kerîmde Babaya Biçilen Rol

Arapça’da ebeveyn kelimesinin tekili olan eb (çoğulu âbâ, übüvve), “çocuk kendisinden olan erkek” (vâlid) anlamına gelir. Kerîm kitabımız Kur’ân’da ebeveynlere atfedilen rollerin bir diğer muhatabının babalar olduğu açıkça ifade edilmektedir. İslam tarihinde babaya verilen roller Kur’an-ı Kerim üzerinden okunduğunda çok boyutlu roller atfedildiği görülmektedir. Bunlar özetle;

a) Çocuklara Uygun Yaşam Hakkının/Alanının Tanınması

Kur’ân-ı Kerim’de çocuklara dünyaya gelmeden önce yaşam hakkının tanınması babalara verilen ilk görev olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda doğumundan sonraki süreç içerisinde İslâm hukuku açısından da baba kanunî temsilci olarak çok önemli bir yere sahiptir.

“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızın canına kıymayın! Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” (İsra, 17/31)

(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/188394)

b) Çocuklara Eğitim/Öğretim Verilmesi ve Rol Model Olunması

Babalara verilen bir diğer rol, çocuklar için eğitim ve öğretim alanında doğru bir rol model olmalarıdır. Bu rol modellik sadece söylemlerle kısıtlı kalan bir öğüt yumağından ziyade davranışlarla desteklenmiş bir rehberlik, model olarak sunulabilmelidir. “Ey iman edenler! (Kendiniz yapmadığınız ve) Yapamayacağınız şeyleri niçin (boşuna hava atmak kastiyle başkasına) söylersiniz?” (Saff, 61/2). Babaların çocuklarına karşı eğitim ve öğretimdeki rollerine ilişkin, Lokman Suresi çok açık bir çerçeve sunmaktadır. “Lokman oğluna öğüt vererek şöyle konuştu: “Ey benim sevgili oğlum! Allah’ın yanı sıra, başka güçlere ilahlık yakıştırma! Bil ki, böyle düzmece ortaklık yakıştırmalar gerçekten Allah’a karşı yapılan, çok büyük bir haksızlıktır.” (Lokman, 31/13).

c) Çocuklara Yönelik Ayrımcılık İçeren Tutum ve Davranışlardan Kaçınılması

Ayrımcılık yapmamak, çocuklar arasında cinsiyete dayalı ayrıma gitmeden, her birini ayrı müstakil/birbirinden bağımsız bireyler olarak kabul etmek ve onlar arasında psikolojik eşikte kalarak sevgisini ve merhametini izhar etmek ve adaleti gözetmektir.

“(Oysa cahil ve gafil insanlara) Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir.” “Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu (kız çocuğunu) aşağılanarak tutacak (ve bekletecek) mi, yoksa (diri diri) toprağa mı gömecek? (gibi bağnaz ve bâtıl düşünceler içinde debelenir.) Bakınız hele, verdikleri hüküm ne (kadar) kötü ve çirkindir!” (Nahl, 16/58-59).

Hz. Yusuf kıssası, kardeşlerinin hasetlerine binaen; babaları Hz. Yakub’un, Hz. Yusuf’u kendilerinden daha fazla sevdiğini düşünmeleri sonucunda, Yusuf’u kuyuya atmaları bu bağlamda otorite bir kıssadır.

“(Hz. Yakub’un; oğlu Hz. Yusuf’a beslediği derin ve engin muhabbeti zaman zaman açığa vurması, üvey kardeşlerini kıskandırıp fesada sürüklemiş) Ve o vakit onlar şöyle demişlerdi: “Yusuf ve (öz) kardeşi (Bünyamin), babamıza bizden fazla sevgili (ve değerlidir). Oysa biz birbirini destekleyen daha kuvvetli ve becerikli bir ekibiz. Doğrusu babamız, açık bir şaşkınlık ve yanlışlık içindedir.” (Şeytan onlara şöyle fısıldamıştı:) “Yusuf’u öldürüp (ortadan kaldırın) veya onu (artık geri dönemeyeceği) bir yere bırakın ki, babanız (Yakub)un yüzü (ilgisi ve sevgisi) yalnız size kalsın. Ondan sonra da (Allah’a tevbe eder) ve yine iyi kimseler olursunuz (ve kendinizi affettirirsiniz).” (Yusuf, 12/8-9).

d) Çocuklara Hitap Etme Biçimi

Yine Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde ifadesini bulan ve çocuklara hitap için yol gösterici olan; “ey oğulcuğum”, “ey yavrucuğum” ve “göz nurum” gibi peygamberlerin hitap biçimlerine rastlanmaktadır. Bu, muhabbeti belirginleştiren sevgiyi, meveddet, şefkat ve rahmeti önceleyen iletişim dili baba-çocuk bağının kurulmasında hayati önem arz etmektedir.

“Ve derken onları götüren gemi, dağ gibi dalgaların arasında seyre koyuldu. Ve o an kıyıda kalan oğluna Nuh: “Oğulcuğum” diye bağırdı. “Gel bin bizimle gemiye, o gerçekleri örtbas edenlerle beraber olma!” (Hûd 11/42).

Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (Yûsuf 12/5).

“(Çocuk) Onun yanında koşma (ve hafiften iş tutma) çağına eriştiğinde (Hz. İbrahim oğluna:) “Yavrucuğum,” dedi. “Ben rüyamda seni boğazlayıp (kurban ettiğimi görüyorum, şimdi bak düşün); görüşün nedir? (Söyle!)” Dedi ki (oğlu İsmail): “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” (Saffat, 37/102)

“Lokman oğluna öğüt vererek şöyle konuştu: “Ey benim sevgili oğlum! Allah’ın yanı sıra, başka güçlere ilahlık yakıştırma! Bil ki, böyle düzmece ortaklık yakıştırmalar gerçekten Allah’a karşı yapılan, çok büyük bir haksızlıktır.” (Lokman, 31/13) “Ey yavrucuğum! (Muhakkak bilesin ki yaptığın iş, hatta) bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, (bu) ister bir kaya parçasının (içerisinde) ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde gizli)de bulunsa da, Allah (tartıya koymak ve hesabını sormak üzere) mutlaka onu getirip (açığa çıkarır). Şüphesiz Allah (her şeyin iç yapısını ve ayrıntılarını bilen) Lâtif olandır, (her şeyden) Haberdardır.” (Lokman, 31/16) “Ey oğulcuğum! (Allah’a teslimiyet ve vicdani hürriyet alâmeti olan) Namazı dosdoğru kıl, ma’rufu (iyi ve güzel olanı) emret, (insanları) münkerden (kötü ve çirkin işlerden) menet; (bunları uygulayacak adil bir düzen kurmaya çalış) ve bunları yaparken sana dokunacak zarar ve saldırılara karşı da sabret. Çünkü bunlar azim (kararlılık) gösterilmesi gereken (ve özgüven isteyen önemli ve öncelikli) işlerin (başındadır).” (Lokman, 31/17)

e) Baba Çocuk İlişkisi ve İletişim Biçimi

Baba çocuk arasındaki nitelikli ilişkinin ve güçlü bir iletişim bağının çocukların gelişiminde kritik rol aldığının bilinmesi ve Kur’ân-ı Kerim’de de yer verilen baba çocuk ilişkisinin önemi, Hz. Âdem’in iki oğlu (Habil-Kabil) arasında geçen kıssa üzerinden okunabilmelidir.

“Onlara Adem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku ki: Hani o vakit onlar (Allah’a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan (iyi niyetli ve merhametli olan) birininki kabul edilmiş, (kötü niyetli hain olan) diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen ve bu maksatla Hâbil’in sahip olduğu nimet ve faziletleri gasp etmek isteyen Kâbil) “Mutlaka seni öldüreceğim (ve kökünü keseceğim)” demişti. (Öbürü ise) “Allah; ancak (müttaki olanlardan, Rabbinden) korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakınanlardan kabul eder. (Bana haset ve hakaret edeceğine, kendi niyetini düzeltmelisin!” dedi.). (Hâbil Kâbil’e:) “Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile), ben asla öldürmek kastıyla sana el uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkan birisiyim.” (Bu ayette, cezaları; mağdur olan kişilerin değil, ancak devletin uygulayacağı, hukukullah=kamu haklarını adil yargının sağlayacağı öğretilmektedir.). “Ve (bu uyarılarıma rağmen, yine de Hakka ve hayra yönelmezsen, o takdirde) ben dileyip isterim ki, sen hem benim günahımı hem de kendi günahını yüklenip (cehennem) ateşine atılanlardan olasın; zalimlerin gerçek cezası işte budur” (demişti). Sonunda (Kâbil’in) nefsi ona kardeşini (Hâbil’i) öldürmeye (tahrik ve teşvik edip) kasten (günaha) itti; böylece onu öldürüverdi, bu yüzden hüsrana uğrayanlardan olup gitti.” (Maide, 5/ 27-30). Kıssada görüldüğü üzere iki kardeşten biri olan Habil’in, Kabil’e kıyasla daha ılımlı, Kabil’in ise daha sert mizaca sahip olması, doğuştan getirilen özelliklerin yanı sıra babanın çocukla iletişiminde çocuğa uygun iletişimin kurması gerektiğine dikkat çekmektedir.

Yine hz. İbrahim ile Hz. İsmail arasındaki ilişki/iletişim biçimi de bizler için zirve örneklerdir.

“(Çocuk) Onun yanında koşma (ve hafiften iş tutma) çağına eriştiğinde (Hz. İbrahim oğluna:) “Yavrucuğum,” dedi. “Ben rüyamda seni boğazlayıp (kurban ettiğimi görüyorum, şimdi bak düşün); görüşün nedir? (Söyle!)” Dedi ki (oğlu İsmail): “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” “Vaktâki (baba-oğul) ikisi de (Allah’ın hükmüne) teslim olup, (Hz. İbrahim, İsmail’i kurban etmek üzere) onu şakağı üstüne yan yatırıverdi.” (Sâffât, 37/102-103).

f) Sevgi ve Diğer Alanlarda Bakım Verme

Kur’ân-ı Kerim’de bu alanda direkt bir ayetin olmaması bu alanlarda gösterilecek eylemlerin fıtriliğindendir. Babanın çocuk yetiştirmek gibi oldukça zahmetli bir görevi gönüllü olarak üstlenmesi ve hiçbir karşılık beklemeksizin çocuklarına bakıp beslemesi, çocuk sevgisinin ve bakımının fıtri olduğunun diğer bir işaretidir. (Hasan Keskin, Kur’an ve Çocuk, Yayınevi Yay., Ankara, 2009, s. 93). Bu fıtratı bozmadan kıvamında yürütmek, baba olarak büyük bir erdemin temsilciliğini yapmaktır.

“Ve (o gemi) onlar da (üzerinde oldukları halde) ve dağlar gibi dalgalar içinde akıp giderken (Hz.) Nuh, bir tarafa çekilip duran (ve bitaraf olan, safını tam belirleyememiş bulunan) oğluna seslendi: “Ey oğlum! (Gel) Bizimle beraber (gemiye) bin… (İnadı bırak, uyarıma iman ve itimat et) Ve kâfirlerle birlikte olma!” diye seslenmişti.” (Hud, 11/42)

“Ey iman edenler (ve Müslümanlık iddiasında bulunanlar!) Ne mallarınız ne de evlatlarınız, sakın sizleri Allah’ı anmaktan (her durumda ve her konuda Kur’ani buyruklara göre yaşamaktan geri bırakmasın ve sakın tutkuyla dünyaya bağlanarak ahireti hatırlayıp hazırlanmaktan sizi) alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.” (Münâfikûn, 63/9).

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,399TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Popüler İçerikler

Son Yorumlar

Süheyla Durna yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Ahmet Solmaz yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Esra Göçmen yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Kadriyle yılmaz yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Şahin erdem yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
ümmügülsüm yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
ümmügülsüm yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Ümmügülsüm yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Rukiyeidil yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Güneş yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Habibe erdem yorumladı Lütfun da Hoş Kahrın da
Amine yorumladı Kadın
Serdal Akçay yorumladı İslam Birliği ve Ümmet Gençleri
Metin Yıldırım yorumladı Gönlünü Kirletme
İremsu Ş yorumladı Gerçekten de Dinde Zorlama Yok mu
İdil İdil yorumladı Hem Âfâkta Hem Enfüste
Onur yorumladı Rızkın Şifreleri
Fırat yorumladı Bir Dünya Uğruna
Mehmet Nuri YAZICI yorumladı Ademoğlunda Olması Gereken Artı Uçlar
İnci Özmen yorumladı Merhamet
Zahide küçük yorumladı Merhamet
Mehmet Nuri YAZICI yorumladı Çocukların Tanrısı
mehmetaluc yorumladı Fevkalbeşer
ismet yorumladı Çocukların Tanrısı
Pınar yorumladı Göz Toprağa Bakar
Erdal ÖZAYDIN yorumladı Adına Nefs Dedik
ESMA CAN YORGUN yorumladı Mübarek Aylar
Zehra yorumladı Binbir Düşünce