Ana SayfaGenelNereye Yüzüyoruz?

Nereye Yüzüyoruz?

Bismillahirrahmanirrah

“Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere” (Naziât Suresi 3)

Şu fani ömrümde bir sabah vakti daha yaşıyorum. Balkona çıktım. Çok sevdiğim çiçeklerimi suluyor, sararmış yapraklarını ayıklıyor, bakımlarını yapıyorum. Gün doğarken esen bu sabah yeli ile kuşların sesleri de kulaklarıma geliyor. İçimden “mesai birazdan başlar” diyorum.

Buralara ilk geldiğim yıllarda sadece boynu yarım çevreleyecek şekilde siyah bir çizgi bulunan, rengi biraz daha açık kumrular vardı. Onlara kolyeli kumru deniyormuş. Son yıllarda ise bildiğimiz kumrular da gelmiş, hep birlikte çalışıyorlar.

Gelelim mesailerine; her gün ne ararlarsa bilhassa uzun saksılara dadanırlar. Simsiyah, canlı, parlak, ürkek bakışlarla beni tartarlar. Bazen yavaşça tülün arkasından onları izliyorum. Saksıların içinden, çiçeklerin arasından bir şeyler topluyor, bazen de yaprak yiyorlar. Beni fark ederlerse pırrr…

Hem onları hem çiçekleri çok seviyorum. Her iki tarafı da idare edip gidiyorum.

Rabbim’in ne hikmetli işleri var. Gezegenler, güneş, ay nasıl yörüngede yüzüyor, yol alıyorlarsa bizim kuşlar, çiçekler de öyle değil mi? Hatta bizler de fert fert ve toplu halde bir yörüngede ilerlemiyor muyuz? Her şey bir sona biz sonsuzluğa yol alıyoruz.

Eşref-i mahluka bakan ebedi yolun dünya kısmında bazen nasıl da sıkılıp, bunalıyoruz. Hüzünler yaşıyor belki yaşatıyoruz. Hasta olup belki hasta ediyoruz. Yörüngemizde sâkin şekilde yüzemeyip, boğuluyoruz. İstikâmette huzur ve sükûn ile kolayca yörüngemizde kalabilecekken, nefis ve cehâletle ruhumuza acı veriyoruz. Zor yokuşlara talip oluyor, bir ileri iki geri aşılması imkânsız engebelerde çabalıyoruz.

Allah rahmet eylesin anneciğim’in bir sözü vardı: “kişinin kendisine yaptığı kötülüğü cümle âlem bir araya gelse yapamaz” derdi. Bizler kötülük mü yapıyorduk? Elhamdülillah müslüman belki de namazında, niyazında iyi insanlardık. Kötülükleri kötüler yapardı. Biz iyilerdendik ya da kendimizi öyle mi zannediyorduk?

Dünyamız huzur ile yörüngesinde yüzerken, üzerinde yaşayan bizlerin dünyası, bir durak hükmünde iken her şeyimiz olmuştu. Her birimizin dünyası dünyadan ibaretti ve bir türlü yüzmeyi başaramıyorduk. Onun bilgisini-tekniğini, yolunu-yöntemini öğreten Furkan’ı yani ilâhi kitabımızı da okumuyor, ilmimizi arttırmıyor, pek ilgilenmiyorduk. Doğum, ölüm gibi günlerin dışında dünyalarımızda ona yer bulamıyorduk. İçinde o kadar emir, yasak, öğüt, tavsiye, kıssalar, ibretler, örnekler ve niceleri daha varken meyle ters yokuşlarda hebâ olup gidiyorduk. Yörüngede yüzebilenlere bir temâşâ yeri olan ayrı ayrı hayatlarımızın kıymetlerini bilmiyorduk.

Dalmış olduğum bu düşüncelerle sabah çoktan geçmiş zeval vakti gelmek üzereydi. Takdir üzere yörüngesinde yüzen zaman ne kadar da hızlı ilerlemişti. Birden anons sesiyle irkildim: “Şuradan gelme, şu bankanın müdür yardımcısı filan Bey’in halası filan kişi vefat etmiştir. Şu camide öğle namazına müteakip cenaze namazı kılınacaktır. Dost ve yakınlarına duyurulur. Belediye başkanlığı olarak merhumeye rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.”

Allah rahmet eylesin, buralarda vefat edenleri böyle anonsla duyuruyorlar. Bir eşref-i mahlukun daha ebedi yolculuğunun dünya bölümü hitama ermiş, terk-i dünya eyleyip, berzah âlemine geçmişti. Dilerim hayattayken huzur ile yörüngesinde yüzebilenlerden olmuştur.

Cenabı Hakk (c.c.)’a henüz yaşayan bizlerin de ahirlerimizi evvellerimizden hayırlı kılsın diye dua ederken İbn-i Âcibe’nin tefsirinde yazan şu satırları aynen aktarıyorum:

“Kim dünya muhabbetiyle yetinirse onu dünya meşgaleleri ve dertleri sarar; bu kimse sürekli Allah’tan uzaklık ve gaflet ateşi içinde kalır; onu her yandan gam ve kederler sarar; kalbini şek ve şüphe akrepleri zehirler, gönlünü Allah’tan başka varlıkların derdi yakar. Üzerine iman nurları parlayan, müşahede ehli ariflerin sohbetine giren kimse ise böyle değildir; o, kalbi ile güzel bir hal ve huzur içindedir, manevi cennet ve Allah’ın hoşnutluğu içinde yüzmektedir. Allahu Teâlâ, her iki dünyada bizi bu güzel hallerle şereflendirsin. Âmin…” (1. cilt, s:362, Bahrü’l-Medîd İbn Âcibe el-Hasenî)

Önceki İçerik
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Ey Garip

Alem-i Berzah

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Duadan Çıkarmak

İmanda Yansımalar

Ruhuna Muhtaç

Son Yorumlar

Gülsüm yorumladı İslam Ümmeti
Hacı Beytullah Mutlu yorumladı Ümit (Şiâr’ı Şifâ)
nurettinacar2016@gmail.com yorumladı Edep: Mecburi İstikamet