Değerli okurlarım;
Tövbe; insanın kendi hatalarını kabul ederek, samimi bir pişmanlıkla Yaradan’a yönelmesi, işlediği günahın ağırlığından arınmaya karar vermesi ve o yanlışa bir daha dönmemek üzere kalbi bir irade göstermesidir.
İnsanoğlunun fıtratında, yani yaratılışında, hata yapmak, günah işlemek var mı? Evet, insan tam olarak aciz ve eksikliklerle yaratılmıştır. Bizler melek değiliz; nefis taşıyoruz, duygularımız, hırslarımız var.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu fıtratı şu sözleriyle açıklar: “Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder ve günah işleyip (ardından) Allah’tan bağışlanma dileyen bir millet yaratırdı.” (Müslim, Tevbe 11)
Bu hadis, insanları günah işlemeye teşvik etmez, aksine insanın hata veya günah işleyebileceğini kabul eder ve bu hatadan sonra bizim pişmanlık duyup tövbe etmemizi ister. Ancak burada dikkat etmemiz gereken çok hassas bir nokta var. Nasıl olsa tövbe ederim, Allah affeder düşüncesi, yaptığımız hatayı hafife almamıza sebep olabilir. Oysa tövbe, hatadan kesin bir dönüşle mümkündür.
“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne de evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan), Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın.” (Lokman 33)
Yüce Rabbimizin buyurduğu gibi, şeytan da “Allah (cc) zaten sizi affeder, günah işlesen de tövbe edersin.” diye fısıldayıp, günah işlememiz için vesvese verebilir. Burada insanın dikkat etmesi gereken, “Evet, hata ettim ama Rabbime sığındım, bir daha yapmayacağım.” diyebilmek, hatayı tekrar tekrar yapmamaktır.
Peki, tövbe nasıl yapılır? Ne zaman yapılır?
Bu iki sorunun cevabını da ayet ve hadis ışığında vermek isterim.
“Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılıkla (Tevbe-i Nasuh) Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.” (Tahrim Suresi, 8. Ayet)
Hz. Muaz bin Cebel (r.a.) tarafından rivayet edilen ve Beyhakî’nin Şuabu’l-Îmân adlı eserinde geçen hadise göre, Nasuh tövbesinin gerçekleşmesi için gerekli şartlar şunlardır:
- Pişmanlık: Kulun işlediği günahtan dolayı kalben derin bir pişmanlık duyması.
- İstiğfar: Allah’tan bağışlanma dilemesi.
- Vazgeçme: Sütün memeye geri dönmesinin imkânsız olduğu gibi, o günaha bir daha asla dönmemeye kesin bir şekilde karar vermesidir.
Kısacası, hatalarımızdan pişmanlık duyacağız, istiğfar edeceğiz ve bir daha o hatayı yapmayacağız.
2. sorunun cevabı ise; tövbe her zaman yapılabilir, belli bir zamanı olmamakla birlikte, hatayı yaptığın ilk anda yapmak daha evladır.
“Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine kötülük ettiklerinde Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını dileyenlerdir. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân Suresi, 135. Ayet)
Bazen de bir söz söyleriz ya da duyarız: Benim günahım çok, ben tövbe etsem de kabul olmaz gibi…
Bu söz ya da düşünce de ümitsizliğe sebep olur ve tövbenin yolunu tıkayıp, şeytanın tuzağına düşmemize sebep olur. Oysa Rabbimiz, bizleri Zümer Suresi 53. Ayetiyle şöyle müjdeler:
“De ki: ‘Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.'” (Zümer Suresi, 53. Ayet)
Rabbimizin tövbe kapısı hep açıktır ve O, tövbe edenleri çok sever.
“…Şüphesiz Allah, çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara Suresi, 222. Ayet)
Allah’ım, sen affedicisin, affetmeyi seversin; Sen Tevvab’sın, tövbeleri kabul edensin. Bizi de affet.
Tertemiz bir sayfa için “Estağfirullah”
Kalbi dualarımla…




