Ana SayfaAhlakBedduadan Duaya

Bedduadan Duaya

Bu yazı, sosyal medyanın dijital linç ortamında bedduaların nasıl çoğaldığını ele alıyor ve bize şu soruyu düşündürüyor: Merhameti mi, yoksa nefreti mi büyütüyoruz?

Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün Taif’e gider. Amacı insanları İslam’a davet etmektir. Ancak orada kabul görmek bir yana, taşlanır; ayakları kanar, yüreği incinir. O anda dudaklarından bir beddua değil, bir dua dökülür:

“Allah’ım! Kavmime hidayet ver; çünkü onlar bilmiyorlar.”(Buhârî, Enbiyâ, 54)

İşte öfkeyi merhamete dönüştürmenin en büyük örneklerinden biri…

Peki, biz günlük hayatımızda bunu ne kadar başarabiliyoruz?

Bugünün Taşları: Sosyal Medya

Eskiden beddua, çaresiz kalan mazlumun son sığınağıydı. Bugün ise sosyal medya, onu çoğu zaman dijital bir linç aracına dönüştürüyor. Bir paylaşım, bir yorum, bir insanın itibarını yerle bir edebiliyor.

Hiç düşündük mü? Bu paylaşımları yaparken gerçekten adalet mi arıyoruz; yoksa içimizde biriken öfkeye mi kapı açıyoruz?

Sosyal medya algoritmaları öfkeyi ödüllendiriyor. Sert ve keskin ifadeler daha çok görünürlük kazanıyor. Böylece insanlar, yüz yüze söylemeyecekleri sözleri ekranların arkasından kolayca yazabiliyor. Sonunda vicdanın sesi kısılırken, öfke daha da büyüyor.

Peki bu döngüyü nasıl kırabiliriz?

Dur. Öfkelendiğinde hemen tepki verme.

Sor. “Beni asıl inciten şey ne?”

Dua et. Öfkeni bedduaya değil, duaya dönüştür:

“Allah’ım, kalbimi temizle. Bana sabır ver ve hayırlı olanı göster.”

Çünkü dua, yalnızca karşı taraf için değil, insanın kendi kalbini de arındırır.

Zulme Uğrayanlara Bir Not

Sabır, haksızlık karşısında susmak değildir. Gerçek sabır; öfkeye teslim olmadan, hakkın yanında durabilmektir.

Peygamberimiz (s.a.v.) Taif’te taşlandığında beddua etmedi; fakat zulme de boyun eğmedi. Yoluna vakar ve kararlılıkla devam etti.

Eğer siz de bir haksızlığın içindeyseniz, öfkenizi inkâr etmeyin; fakat onun yönetimine de girmeyin. Hakkınızı ararken rehberiniz kin değil, adalet olsun.

Son Söz

Beddua, susuz toprağa ekilmiş zehirli bir tohum gibidir; öfkeyi ve nefreti büyütür.

Dua ise çorak bir vadiye düşen yağmur damlası gibi; temizler, can verir ve yeşertir.

Çünkü beddua çaresizliğin sesi olabilir; dua ise sabrın, umudun ve teslimiyetin dili.

İnsan, hangi sesi büyüttüğü kadar insandır.

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SOSYAL MEDYA

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
4,338TakipçilerTakip Et
- Reklam -spot_img

Yeni İçerikler

Son Yorumlar

nurettinacar2016@gmail.com yorumladı İbrâhimce Teslimiyet
Başak koçoğlu yorumladı Daralan Kalplere Gelen Müjde: İnşirah
Meral Terzioğlu yorumladı Daralan Kalplere Gelen Müjde: İnşirah
Gülsüm yorumladı İslam Ümmeti