Değerli okurlarım,
Hayatta elimizin dokunduğu her güzel işte, kurduğumuz her güzel düzende ilk öğretmenlerimiz olan peygamberlerin emeği vardır.
Sözlük anlamına baktığımız zaman peygamber; haber getiren, elçi olan demektir.
Terim olarak ise Allah ile kulları arasında elçilik yapan, ilahi vahiyleri insanlara bildiren, öğreten ve bizzat yaşayarak gösteren seçilmiş insanlara verilen addır. Peygamberlerin gönderiliş amacı; insana kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini hatırlatmak, doğru ve yanlışı öğretmektir.
İlk insan Hz. Âdem aynı zamanda bir peygamberdi. Yani insanoğlunun en başından beri elinden tutan, yol gösteren birileri vardı.
Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar uzanan bu kutlu zincir, İslam’ın en temel inanç esaslarından biridir. Peygamberlere iman olmadan inancımız tamamlanmış sayılmaz. Çünkü Yaratıcımızı nasıl tanıyacağımızı, O’na nasıl kul olacağımızı ve hayatı nasıl yaşayacağımızı bize öğretenler yine onlardır. Onlar elçilik yapmasaydı ne dinin aslını bilebilirdik ne de doğru yolu bulabilirdik. Peygamberler sadece ruhi dünyamızı aydınlatmakla kalmamış; toplumsal hayatın, adaletin ve ahlakın da ilk mimarları olmuşlardır. Bugün insanlık adına övündüğümüz merhamet, zayıfı koruma, dürüstlük ve kul hakkı gibi değerler bize onlardan mirastır. Hatta zanaattan ticarete, tarımdan denizciliğe kadar insanlık medeniyetinin ilk tohumları da onların eliyle atılmıştır. Onlar olmasaydı adalet güçlü olanın kuralı, ahlak ise kişisel çıkarların oyuncağı olurdu.
Günümüzde zaman zaman “Bir Tanrı var ama peygambere, kitaba ne gerek var?” diyen deist anlayışlarla karşılaşıyoruz. Oysa sormak gerekir: İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onu zifiri karanlıkta bir başına, rehbersiz bırakır mıydı?
Akıl büyük bir nimettir; fakat pusulasız kaldığında insanı kendi nefsinin veya çağın aldatıcı akımlarının peşinde sürükleyebilir. Nitekim rehbersiz kalan aklın dünyayı ne tür savaşlara ve kargaşaya sürüklediğini tarih boyunca gördük. Peygamberler, aklın doğru yolu bulmasını sağlayan kutlu rehberlerdir.
Kısacası, bizler sahipsiz veya kendi kaderine terk edilmiş varlıklar değiliz. Elimizde tuttuğumuz her güzel değerde, yüreğimizdeki her merhamet kırıntısında o kutlu elçilerin ayak izleri var. Önemli olan, çağın karmaşasında o izleri kaybetmemek ve gösterdikleri ilahi rehberliğe sımsıkı sarılmaktır.
Rabbim bizleri o kutlu elçilerin yolundan, gösterdikleri güzel ahlaktan bir an olsun ayırmasın. (Âmin)
Kalbi dualarımla…




